HGH

Muhasebe – Muhasebe Eşitliği

1 Comment »

MUHASEBE EŞİTLİĞİ

İşletme tarafından kontrol edilebilen kaynaklar, işletmenin “varlıkları (assets)” olarak adlandırılır. Yeni kurulan bir işletmenin varlıkları aşağıdaki iki muhtemel kaynaktan meydana gelir;

  1.  İşletmeyi satın alan yada kuran yatırımcılar.
  2. İşletmeye kredi veren kreditörler.

 İşletmenin varlıklarına katkıda bulunanların (yatırımcı ve/veya kreditör), bu varlıklar üzerinde yasal hakları vardır. İşletmenin toplam varlığı; yatırımcıların ve kreditörlerin katkısına eşit olduğu sürece,”muhasebe eşitliği” adı verilen eşitlik ortaya çıkar.

 Varlıklar = Borçlar (Yükümlülükler) + Özsermaye

 Varlıklar = İşletmenin kaynakları

Borçlar + Özsermaye = İşletmenin kaynakları üstündeki haklar

 İngilizce yazılımı ise şu şekildedir;

 Assets = Liabilities + Owners’ Equity

 Öncelikle, özsermaye stok ihracı gibi sermaye katkılarından etkilenir. İlk olarak işletme operasyonlarına başlar, daha sonra kar (gelirler toplamı ile giderler toplamnının farkı)elde edilir ve muhtemel ek sermaye katkıları ve geri çekilen (dağıtılan) kar payları ortaya çıkar. Raporlama periodunun sonunda, bu kalemler özsermayeyi aşağıdaki gibi etkiler;

 Özsermaye = (Gelirler+Kazançlar+Katkılar) – (Giderler+Zarar+Kar payları)

 Özsermaye altındaki bu ek kalemler, muhasebe periyodunun sonuna kadar geçici hesaplarda takip edilirler. Muhasebe eşitliği, işletmenin varolduğu müddetçe aynı şekilde devam eder. Ne zaman işletme bir ticari faaliyette bulunsa (alım-satım işlemi gerçekleştirse – transaction), işletmenin toplam varlığında bir değişiklik olur, her iki tarafın eşitliği (varlıklar = borçlar + özsermaye) aynı şekilde dengede kalır. Muhasebe eşitliği, aşağıdaki örnekte olduğu gibi “bilanço (balance sheet)” nun temeli görevini görür.

 Muhasebe Eşitliği; Pratik Örnek;

 Ahmet Bey, bir bisiklet tamir dükkanı açmaya karar verir; bir dükkan kiralar, stoğunda tutmak için bisiklet parçaları satın alır ve dükkanı işletmeye başlar. Aşağıda Ahmet Bey’in dükkanında yaptığı ticari faaliyetlerin (transactions) listesini göreceksiniz;

  •  1 Eylül; Ahmet Bey, 7500 TL olarak işletmenin sermayesini belirler.
  • 8 Eylül; 30 gün içinde ödemek üzere 2500 TL lik bisiklet parçası satın alır.
  • 15 Eylül; 1000 TL olarak dükkanın ilk kirasını öder.
  • 17 Eylül; 1100 TL lik tamirat hizmeti verir; 400 TL sini nakit olarak alır, 700 TL sine vade yapar.
  • 18 Eylül; 275 TL lik bisiklet parçası kullanılır.
  • 25 Eylül; 425 TL müşteri hesaplarından toplanır.
  • 28 Eylül; Daha önce tedarikçiden satın alınan bisiklet parçaları için 500 TL lik ödeme yapılır.

 Yukarıdaki alım-satım işlemleri bu işletmenin muhasebe eşitliğini aşağıdaki gibi etkiler;

 

 

VARLIKLAR (TL)

=

BORÇLAR (TL) + ÖZSERMAYE (TL)

 

Nakit

Bisiklet Parçaları

Alacaklar

=

Ödenecekler 

   Sermaye

Gelirler veya Giderler

01.Eyl

7500

   

=

 

7500

 

08.Eyl

 

2500

 

=

2500

   

15.Eyl

1000

   

=

   

-1000

17.Eyl

400

 

700

=

   

1100

18.Eyl

 

-275

 

=

   

-275

25.Eyl

425

 

-425

=

     

28.Eyl

-500

   

=

-500

   
Toplam

6825

2225

275

=

2000

7500

-175

 

9325

 

9325

 

Gördüğünüz üzere, her bir tarih için varlıkların toplamı yine aynı tarihteki borçlar ve özsermaye toplamına eşittir. Birçpk durumda, alım-satım işlemi, muhasebe eşitliğinin her iki tarafınıda etkiler. Fakat, dikkat edin, 25 Eylül’deki işlem sadece varlıklar kısmını etkiliyor.

Eylül ayının sonunda, net gelir (gelirler toplamı ve giderler toplamının farkı) sermayeye eklenir ve firmanın bilançosu (balance sheet) aşağıdaki gibi olur;

 

   

AHMET BİSİKLET

   
   

BİLANÇO

   
   

30.Eyl.09

   

VARLIKLAR

 

   

BORÇLAR + ÖZSERMAYE

Nakit

6825

    Ödenecekler

2000

Alacaklar

275

    Sermaye

7325

Bisiklet Parçaları

2225

       
Toplam Varlıklar

9325

    Toplam Yükümlülükler

9325

 

Ahmet Bey’in elindeki bisiklet parçaları firmanın envanteri olarak görünür ve varlık hesabına o işlenir. Şirketin özsermayesi gelirler ve giderler toplamının farkıdır. Yukarıdaki durumda, fark 175 TL dir. Böylece, ay başındaki özsermaye 7500 TL den ay sounda 7325 TL ye düşer.

 

Borçlar ve Krediler

Yukarıdaki örnekte, her bir ticari işlemden sonra muhasebe eşitliğinin nasıl dengede kaldığını gördük.  Negatif miktarlar, negatif numaralarla ifade edildi. Pratikte, negatif rakamlar kullanılmaz; çift girişli (taraflı) defter tutma yönteminde (double-entry bookkeeping) her bir işlemin kaydı borçlar ve krediler için tahsis edilen hesaplar vasıtası ile kayıt edilir.

Temmuz 17th 2009 Muhasebe

Muhasebe – Tek Girişli (Taraflı) Defter Tutma Yöntemi

No Comments »

ÇİFT GİRİŞLİ (TARAFLI) DEFTER TUTMA YÖNTEMİ

İşletmeninin yürüttüğü bir alım-satım işlemi (transaction)iki hesap arasındaki değişimi içerir. Örneğin; işletmenin her varlığı için, işletme sahibinin ve işletmeye borç(kredi veren) verenlerinde hakları vardır. Benzer bir şekilde; her bir ürünün satışı, hem işletmenin elindeki nakti hem de envanteri etkiler.

İşletmenin yürüttüğü alım satım işlemlerinin bu çift yönlü doğasını anlamak için ortaçağdaki Venedik tüccarları, bu değişim sonucu etkilenen iki hesap arasındaki alım-satım işlemlerini çift girişli (taraflı) defter tutma yöntemini (double-entry bookkeeping), diğer adıyla muazzaf yöntemi kullanmaya başlamışlardır. 1440’lü yılların sonlarına doğru, Fransız keşiş ve matematikçi Luca Paciolimuhasebe dönünşümünün (accounting cycle) önemli bir bölümünü tanımladığı çalışmasında çift girişli (taraflı) defter tutma yönteminin(muazzaf yöntem) prosedürünü de dökümantasyon haline getirmiştir. Çift girişli (taraflı) defter tutma yöntemi de böylece tüm Avrupa’ya yayılmış ve modern muhasebenin de bulucusu haline gelimiştir.

Çift girişli (taraflı) defter tutma yönteminin en önemli iki karakteristiği şunlardır;

1.  İşletmenin yürüttğü her bir alım-satım işlemi her iki hesaba da işlenir.

2.  Her hesap iki kolonludur.

 

Çift girişli (taraflı defter tutma yönteminde, işletmenin yürüttüğü her bir alım-satım işleminde kayıtlara iki giriş yapılır; biri, bir hesaba borç girişi, diğeri ise  diğer hesaba kredi girişi. İki girişte aşağıdaki muhasebe eşitliği (accounting equation) kuralına göre yapılır;

Varlıklar = Borçlar + Özsermaye

Örneğin; bir araba tamirhanesi 5 Mayıs günü değeri 275 TL olan bir servis vermiştir. Tek girişli (taraflı) defter tutma sistemine göre alım-satım işlemi aşağıdaki gibi kayıt edilir;

Tek Girişli (Taraflı) Defter Tutma Yöntemi (Single-Entry Bookkeeping)

TARİH AÇIKLAMA GELİRLER (TL) GİDERLER (TL)
05.05.2009 Servis hizmeti 275  

 Aynı işlem çift girişli (taraflı) defter tutma yönteminde ise şu şekilde kayıt edilirdi;

 Çift Girişli (Taraflı) Defter Tutma Yöntemi (Double-Entry Bookkeeping)

TARİH AÇIKLAMA BORÇLAR (TL) KREDİLER (TL)
05.05.2009 Servis Hizmeti 275  
  Gelir   275

Bu sistemde, çift taraflı girişler borçlar ve krediler halinde yapılmıştır. Her bir borç karşılığında eşit derecede kredi vardır ve bütün borçların toplamı, bütün kredilerin toplamına eşit olmalıdır. Bu ilke sayesinde, alım-satım işlemlerinin kaydı sürecinde muhtemel yapılabilecek hataların önüne geçilir.

Çift girişli (taraflı) defter tutma yönteminin (muazzaf yöntem) tek girişli (taraflı) defter tutma yöntemine göre avantajları şunlardır;

  • Kompleks organizasyonlarda ve büyük işletmelerde kar ve zararın tam olarak hesaplanabilmesi.
  • Hesaplara varlık ve borçların da dahil edilebilmesi.
  • Finansal raporların direkt olarak hesaplardan hazırlanabilmesi.
  • Hataların ve usulsüzlüklerin kolaylıkla farkedilebilmesi.

Eğerki çift girişli (taraflı) defter tutma yöntemi (muazzaf yöntem) olmasaydı, Endüstri Devrimi’nin gerçekleşmesi çok daha zor olurdu. O dönemde işletmeler, büyüklüklerini ve karmaşıklıklarını arttırmışlardı. Alım-satım işlemlerinin tam ve doğru bir şekilde kayıt altında alınması; yöneticilerin, işletmenin finansal durumunun işletmenin devam edebilirliği için yeterli olup olmadığını anlamak ve yatırımcılar için işletmenin saydamlığını ortaya çıkarmak için bir gereklilik haline gelmişti. Ancak, tek girişli (taraflı) defter tutma işlemi bu ihtiyaçların sadece bir kısmını karşılayabilirdi.

Temmuz 16th 2009 Muhasebe

Muhasebe – Tek Girişli (Taraflı) Defter Tutma Yöntemi

No Comments »

TEK GİRİŞLİ (TARAFLI) DEFTER TUTMA YÖNTEMİ

Finansal Muhasebelerin çoğu çift girişli (taraflı) defter tutma yöntemine (muazzaf defter tutma yöntemi)  (double – entry bookkeeping) dayanmaktadır. Çift girişli defer tutmanın avantajını anlayabilmek için öncelikle tek girişli (taraflı) defter tutma yöntemini (single – entry bookkeeping) incelemek gerekir.

Tek girişli defter tutma yöntemi, çek defterine yazmaya benzer; her alım-satım işlemi için yalnızca doldurulması gereken tek bir satır vardır. Basit bir çek çefterinde, her alım-satım işlemi, alındı yada ödendi olarak hesabın bir kolonuna kayıt edilir.

Aşağıda bunun için hazırlanmış bir örnek (araba tamircisi) bulabilirsiniz;

 

Tek Kolonlu Sistem

TARİH

AÇIKLAMA

MİKTAR (TL)

01.05.2009 Başlangıç bakiyesi 1000.00
02.05.2009 Tamir gereçleri alındı (150.00)
07.05.2009 Tamirat hizmeti verildi  300.00
14.05.2009 Tamirat hizmeti verildi  400.00
25.05.2009 Telefon faturası ödendi  (50.00)
31.05.2009 Son Bakiye 1500.00

 

Yukarıdaki sistem, tek kolonlu sistemdir ve sadece gelir ve giderlerin birbirinden farkı toplanarak son bakiye belirlenir, her birinin (gelirler toplamı ve giderler toplamı) tek tek değerini göstermez. Gelirler toplamı ve giderler toplamını ayrı ayrı görmek, özellikle firmanın büçesini ayarlarken son derece faydalıdır. Ayrıca gelirler ve giderler, gelir tablosunda da gösterilir. Yukarıdaki örnekte, gelirler ve giderler, ancak sınıflandırılarak ve gelirler toplamı ve giderler toplamı tablolaştırılarak belirlenebilir. Ancak bu süreç, gelirler ve giderler için ayrı kolonlar kullanıldığında sistem içinde dizayn edilir.

 

İki Kolonlu Sistem

TARİH

AÇIKLAMA

GELİRLER (TL)

GİDERLER (TL)

02.05.2009 Tamir gereçleri alındı

 

150.00

07.05.2009 Tamirat hizmeti verildi  300.00

 

14.05.2009 Tamirat hizmeti verildi  400.00

 

25.05.2009 Telefon faturası ödendi  

50.00

 

Mayıs Toplam

700.00

200.00

 

Yukarıdaki örnekte iki kolonlu sistem kullandık, fakat herbir satır bir alım-satım işlemini kaydettiği sürece, yukarıdaki örnek bile hala tek girişli defter tutuma yöntemi olarak kabul edilebilir. Tek girişili defter tutma yöntemi genellikle daha fazla bilgi sunması için genişletilir. Mesela; gelirler (örnek; satışlardan elde edilen gelirler) ve harcamalar (örnek; kira giderleri) yeni kolonlar eklenerek sınıflandırılabilir. Bazı tek giriş sistemleri farklı gelir ve giderleri sınıflandırmak için onlarca yeni kolon eklerler. Ancak, her ne kadar tek girişli defter tutma yöntemi genişletilebilirse genişletilsin, finansal bilgi sunma kabiliyeti çift girişli defter tutma yöntemine göre çok limitlidir.

 Tek girişli sistemin bazı dezavantajları şunlardır;

  • Envanter, alacaklar, ödenecekler gibi varlıklar ve borçlar hesaplarını takip etmezler; bu hesaplar ayrı ayrı takip edilmelidir.
  • Gelirin hesap edilmesini kolaylaştırır ama finansal pozisyonun hesap edilmesini kolaylaştırmaz; gelirler ve bilanço arasında direkt bir bağ yoktur.
  • Hataların tespit edilmesi zordur.

 Yukarıdaki sebeplerden ötürü tek girişli sistem, özellikle çok alım-satım işlemi yapan firmalar için pratik değildir. Bundan dolayı çift girişli defter tutma yöntemi daha geçerlidir.

 

Temmuz 15th 2009 Muhasebe

Muhasebe – Muhasebenin Temel Kavramları ve Prensipleri

No Comments »

MUHASEBENİN TEMEL KAVRAMLARI ve PRENSİPLERİ

Muhasebe işlemleri ve olayları kaydederken belirli prensipleri gözönünde bulundurur. Böylece, muhasebe ıuygulamaları belirli kurallara dayanmış ve uygulamada ortaya çıkabilecek bazı karışıklık veya yanlışlıkarı önlenmiş olur.

Mu­hasebenin Temel Kavramları ve Prensipleri, Amerikan Yeminli Hesap Uzmanları Enstitüsü‘nün (the American Institute of Certified Public Accountants – AICPA) Muhasebe Prensipleri Kurulu’nun yayınladığı bültenlerde yer almıştır. Muhasebenin temel kavramları muhasebe bilgisinin bir esasa dayanmasını, bu bilgiyi kullananlara sağlıklı, tu­tarlı ve karşılaştırılabilir bilgi sunulmasını sağlar.

Temel muhasebe kavramları şu şekilde sıralanmışiır.

a.         Sosyal Sorumluluk Kavramı

b.        Kişilik kavramı         

c.         İşletmenin sürekliliği kavramı      

d.        Para ölçüsü (parayla ölçülme) kavramı

e.        Dönemsellik kavramı         

f.         Maliyet esası kavramı        

g.        Objektif belge (tarafsızlık ve belgelendirme) kavramı

h.        Tutarlılık kavramı    

i.          Muhafazakarlık (ihtiyatlılık) kavramı       

j.          Tam açıklama kavramı      

k.         Önemlilik kavramı  

I.          Özün önceliği kavramı      

 

İlk beş kavram işletme ile ilgili olup, işletme ile muhasebe fonksiyonları arasındaki ilişkiyi kurar. Bunlara temel varsayımlar (underlying assumptions) da denmektedir. Temel muhasebe kavramlarının son yedisi ise tamamen muhasebe kayıt düzeni ve raporlama tekniği ile ilgili kavramlardır.

a. Sosyal Sorumluluk Kavramı

Sosyal Sorumluluk Kavramı; muhasebenin ahlaklı, adaletli ve tarafsız olması gerektiğini, işletmeyle ilgili çeşitli gruplara (hissedarlar, çalışanlar, müşteriler, satıcılar, tüketiciler, devlet) gerçek ve doğru bilgileri eksiksiz ve tarafsız bir şekilde sunması gerektiğini ifade eder.

 

b. Kişilik Kavramı

Kişilik Kavramı; işletmenin işletme sahiplerinden ve üçüncü şahıslardan ayrı bir kişiliğe âahip olduğunu buna bağlı olarakta işletmeye konan varlıkların işletmenin kişiliğine ait olduğunu kabul eder.   Kişilik kavramı sebebiyle işletme sahiplerince işletmeye konan sermaye işletmenin kişiliğine ait olmakta buna karşılık, işletme konan sermaye kadar işletme sahiplerine borçlanmaktadır. Işletme sahiplerinin kişisel işlemleri bu kavram sebebiyle işletmenin kâr ve zararını etkilemez.

 

c. İşletmenin Sürekliliği Kavramı

İşletmenin Sürekliliği Kavramı’nda işletmenin belirsiz bir süre faa­liyetine devam edeceği varsayılmaktadır. Böylece belirli süreler so­nunda işletmenin tasfiyesi, düşünülmemekte ve işletme varlıklarını piyasa değeri ile değerleme probleminden kaçınılmaktadır. Ancak günümüzde enflasyon muhasebesinin uygulanması ile bu kavramın kabul ediliş sebepleri geçerliliğini.kaybetmiştir.

 

d. Para Ölçüsü Kavramı

Para Ölçüsü Kavramı; muhasebenin işletme faaliyetlerini kayde­derken standart bir ölçü birimi ile itade etmesi gerektiğini açıklar. Bu ölçü birimi muhasebenin uygulandığı üilkenin para birimidir. Para öl­çüsü kavramı para biriminin değerinde zamanla bir değişme olma­dığını kabul eder. Para biriminin satınalma gücü sabittir. Bu kavramın kabul ettiği para biriminin satın alma gücünün değişmediği varsayımı günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir. Enflasyon muhasebesinde pa­ra birimi ile ifade edilen işlemler bugünkü satınalma gücünü ifade edecek katsayılarla çarpılarak güncel değerler haline getirilmektedir.

 

e. Dönemsellik Kavramı

Dönemsellik Kavramı; işletmenin faaliyetlerinin neticesinin görüle­bilmesi için kabul edilmiştir. Böylece, genellikle bir takvim yılı olan muhasebe dönemi itibariyle işletme faaliyetleri değerlendirilerek işlet­menin kairı veya zararı hesaplanır. Muhasebe dönemi başında bütün hesapların açılması ve muhasebe dönemi sonunda bütün hesapların kapatılması bu kavram sebebiyledir. Her muhasebe dönemi başında bir önceki dönem sonunda kapatılmış hesapların yeniden açılması işletmenin devamlılığı kavramını kayıtlar üzerinde yerine getirmiş ol­maktadır.Muhasebe dönemi bazı özel durumlarda bir takvim yılından az veya çok olabilir

 

f. Maliyet Kavramı

Maliyet Kavramı; işletmeye alınan kıymetlerin yapılan harcamala­rın ve sağlanan gelirlerin elde edildikleri tutarlarla kaydedilmesini itade eder. Bu kavram vasıtasıyla uygulamada ortaya çıkabilecek işletme faaliyetlerinin kaydedilmesi ile ilgili karışıklıklar önlenmiştir. Bu kavram da günümüzde geçerliliğini kaybetmişttr. Gelişmiş ülke­lerde işletme değerlerinin maliyet değeri ile olan girişleri dönem son­larında güncel değerlerine göre düzeltilmektedir.

 

g. Objektif Belge Kavramı

Objektif Belge Kavramı; işlemler ve olaylar muhasebe detterlerine kaydedilirken mutlaka bir müsbet belgeye dayandırılması gerektiğini belirtir. İşletme faaliyetleri objektif bir belgeye dayandırılırken belge­nin gerçek ve geçerli olması, belge üzerindeki rakamlarla defter kayıtlarının uyuşması gerekmektedir.

 

h. Tutarlılık Kavramı

Tutarlılık Kavramı; muhasebe kayıt ve raporlama sisteminin yıllar boyunca tutarlı bir şekilde uygulanması gerektiğini ifade eder. Bu kavramın uygulanması ile işletmenin farklı dönemlerdeki mali tablola­n arasında, aynı sektördeki işletmelerin mali tabloları arasında tutarlı­lık bulunacaktır. Şüphesiz gelişen ve değişen şartlar karşısında işlet­melerin hesap planları ve raporlama teknikleri bu değişikliklere ce­vap verecek esnekliğe sahip olarak hazırlanmaktadır.

 

i. Muhafazakarlılık (İttihatlılık) Kavramı

Muhafazakarlık (İttihatlılık) Kavramı; temkinli, ihtiyatlı olma şeklinde açıklan­mıştır. İşletmenin karşılaştığı veya karşılaşabileceği zararlar için karşılık ayırmasını, gelecekteki gelişmesini sağlayabilmesi için karın bir kısmını dağıtmayarak ihtiyat (yedek akçe) olarak ayırmasını ifade eder.

 

j. Tam Açıklama Kavramı

Tam Açıklama Kavramı; mali tabloların işletmeye ait bütün olayları tam ve detaylı olarak göstermesi gerektiğine işaret eder. Açıklanması gereken bilgiler, işletmenin mevcut durumu ile ilgili bilgi­ler ve gelecekte gerçekleşmesi ihtimal dahilinde olan olaylarla ilgili bilgiler olarak gruplandırılabilir. İşletmenin mevcut durumu ile ilgili bil­gilere mali tablolardaki bilgiler, ipotekli veya rehinli değerler, kullanı­mı şarta bağlı paialar, vadesi geçmiş borç ve alacklar örnek göste­rilebilir. Gelecekte gerçekleşmesi mümkün olaylarla ilgili bilgilere de, henüz karara bağlanmamış davalar, stokların ve iştiraklerin piyasa değerindeki düşüşler, örnek olarak gösterilebilir. İşletmeler, mali tab­lolarda yer almayan ancak işletme ile ilgili karar alıcıların kararlarını etkileyecek bilgiteri mali tabloların dip notlarında belirtmelidirler.

 

k. Önemlilik Kavramı

Önemlilik Kavramı; bir hesap kalemi veya mali bir olayın nlsbi ağırlık veya değerinin finansal analizlerde veya alınacak kararlarda etkili olacak düzeyde olması durumunda bu hesap veya fınansal olayların mali tablolarda yeralması gerektiğini ifade eder.

 

l. Özün Önceliği Kavramı

Özün Önceliği Kavramı’na göre, işlemlerin muhasebeye yansıtıl­masında ve onlara ilişkin değerlemelerin yapılmasında, işlemlerin bi­çimleri ile özleri arasında farklılık çıkarsa biçimlerinden çok özlerine öncelik verilmesi gerekmektedir.

Kavramların işletmeler açısından geçerliliği bulunmadığı veya ortadan kalktığı durumlarda bu husus mali tabloların eklerinde belir­tilir.

 

 

 

Temmuz 15th 2009 Muhasebe

Muhasebe – Finansal Muhasebe

2 Comments »

FİNANSAL MUHASEBE

Finansal Muhasebe’ye Giriş

Muhasebe (Accounting)’nin amacı; sağlıklı ekonomik karak verebilmek için gerekli bilgiyi sunmaktır.

Finansal Muhasebe (Financial Accounting)’nin amacı; yatırımcılar, kredititörler ve vergi otoriteleri gibi dışsal taraflara firmanın performansı ile ilgili bilgi sunmaktır.

Tam bu nokta da finansal muhasebe ve yönetim muhasebesi (managerial accounting) birbiri ile zıtlaşmaktadır. Çünkü yönetim muhasebesi; firma içindeki yöneticilere sağlıklı karar verebilmeleri için bilgi sunar ve herhangi bir standart belirleyici kurala tabii değildir.

Öte yandan finansal muhasebe ise, “Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri (Generally Accepted Accounting Principles)” doğrultusunda çalışır.

 

Muhasebe Standartları

Mali Tablolar’ın (Financial Statements), finansal performansı açık ve tutarlı bir şekilde raporlayabilmesi için , çoğunlukça kabul edilmiş muhasebe standarlarına göre hazırlanmış olması gerekmektedir. “Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri” bu standartların belirlenmesinde en önemli ve güvenlilir destekçidir.

 

Tahakkuk Esaslı Muhasebe Sistemi (Accrual Method) ve Nakit Esaslı Muhasebe Sistemi (Cash Method)

Birçok küçük işletme, gelir ve giderleri nakit temeline dayandıran bir muhasebe sistemi kullanır (nakit esaslı muhasebe sistemi). Diğer bir deyişle,  gelir ve giderlerinden dolayı nakit hareketi yaşanmadığı sürece muhasebeye işlenmez. Ne zamanki para transferi gerçekleşir, o zaman gelir veya gider finansal tablolara işlenir.

Birçok büyük işletme ise, tahakkuk esaslı muhasebe sistemini kullanır. Tahakkuk Esaslı Muhasebe Sistemi’ne göre;  gelir ve giderler için henüz para transferi olmamışsa bile satış veya alış gerçekleşmişse finansal tablolara işlenir. Örneğin, müşteri bir ürün satın aldığında henüz ücretini ödememiş olmasına rağmen eğer faturası kesilmiş gelir elde edilmiş sayılır, fakat bu durum nakit esaslı muhasebe sisteminde söz konusu değildir.

Tahakkuk esaslı muhasebe sistemi’ne göre; işçilerin bu ayki ücreti gelecek muhasebe döneminde ödenecek bile olsa, işçilerin ücreti sanki bu ay ödenmiş gibi muhasebe kayıtlarına geçirilir.

 

Muhasebenin Temel Kavramları

Temel muhasebe kavramları şu şekilde sıralanmıştır;

a.         Sosyal Sorumluluk Kavramı

b.         Kişilik kavramı           

c.         İşletmenin sürekliliği kavramı          

d.         Para ölçüsü (parayla ölçülme) kavramı       

e.         Dönemsellik kavramı            

f.         Maliyet esası kavramı          

g.         Objektif belge (tarafsızlık ve belgelendirme) kavramı

h.         Tutarlılık kavramı      

i.          Muhafazakarlık (ihtiyatlılık) kavramı           

j.          Tam açıklama kavramı         

k.         Önemlilik kavramı    

I.          Özün önceliği kavramı

 

Mali Tablolar (Financial Statements)

Bir işletmenin temel olarak iki amacı vardır.

  •  Kar yapmak (make profit)
  • Aktif degerlerinin borçlarından fazla olması (remain solvent)

Aktif değerlerin borçlardan fazla olması, işletmenin fatura ve borçlarını ödeyebilme yetisidir.

Mali tablolar (Financial Statements); ilgili kişilerin ve tarafların, işletmenin  karlılığını ve borçlarını ödeyebilirliliğini değerlendirmesini sağlayan raporlardır. Bu raporlar aşağıdaki mali tablolardır;

  • Bilanço (Balance Sheet)
  • Gelir  Tablosu (Income Statement)
  • Özsermaye Tablosu (Statement of Owner’s Equity)
  • Nakit Akımı Tablosu (Statement of Cash Flows)

Bu dört tablo, işletmenin finansal performansını gösteren, muhasebeci(ler) tarafından hazırlanmış raporlardır. Bir finansal tablo hazırlamada ilk işlem işletmenin faaliyetlerinin hiç bir analiz yapmadan kayıt altına alınmasıdır (bookkeeping). Kayıt altına alınan faaliyetler sonucu ortaya çıkan veriler daha sonra muhasebeci tarafından düzenlenerek mali (finansal) tablolar haline dönüştürülür.

Mali tabloların kullanışlı olması için;

  • Anlaşılır olması
  • Zamanında yapılması
  • İlişkili olması
  • Kurallara uygun ve objektif (tarafsız) olması gerekmektedir.

 

Çift Taraflı Defter Tutma (Double – Entry Bookkeeping)

Çift Taraflı Defter Tutma Usulü (Double – Entry Bookkeeping) yada diğer adıyla Muazzaf Muhasebe Usulü  ile bir işletmenin yürüttüğü alım-satım işlemleri,  değiş-tokuştan etkilenen hesabın karşılıklı iki tarafına kayıt edilir. Bu usül, hata eğilimi yüksek olan tek taraflı defter tutma usulüne göre muhasebe için çok önemli bir gelişmedir.

 

Temel Muhasebe Modeli

Bilanço (balance sheet) aşağıdaki temel muhasebe eşitliğine dayanmaktadır.

Varlıklar = Borçlar + Özsermaye

Bu model 18. Yüzyıldan beri kullanılmaktadır. Basitçe söylemek gerekirse; işletmenin varlıklarının kaynağı almış olduğu krediler, borçlar ve özsermayesidir.

 

İşletmenin Yürüttüğü Alım-Satım İşlemleri (Transactions)

İşletmenin yürüttüğü alım-satım işlemlerini kayıt altına almak için;

  1. Varlığı (entity) finansal olarak etkileyen bir olay tanımlamak
  2. Olayı bir para cinsinden ölçmek
  3. Alım-satım işleminin etkilediği hesapları belirlemek
  4. Alım-satım işleminin, bilançoyu (balance sheet) bu hesaplar arasında artırıp veya azalttığını belirlemek
  5. Alım-satım işlemini ana hesap defterine kaydetmek

Birçok büyük işletme, muhasebe sistemi olarak çift taraflı defter tutma (double – entry bookkeeping) sistemini kullanır. Bu sistemde, alım-satım işlemi tek bir hesaba kayıt edilmek yerine, işlem iki hesaba kayıt edilir.

 

Muhasebe Süreci

  • İlk olarak işletme bir alım-satım faaliyeti gerçekleştirir.
  • Alım-satım işleminden sonra, birbiri ardına gelen aktiviteler sonucu alım-satım işleminin tanımlaması ve analizi yapılır.
  • Günlük deftere giriş işlemi yapılır.

Bütün bu işlemler her alım-satım sonrası ve muhasebe dönemlerinde tekrarlandığı için “muhasebe dönüşümü (accounting cycle)” olarak adlandırılır.

Temmuz 14th 2009 Muhasebe