drug store

Kozmetik Ürün Pazarlamada Yükselen Bir Değer Olarak E – Ticaret

3 Comments »

 

Kozmetik Ürün Pazarlamada Yükselen Bir Değer Olarak E – Ticaret

     

1.       GİRİŞ

2.     DÜNYADAKİ KOZMETİK SEKTÖRÜNÜN GENEL PROFİLİ

         2.1. Kozmetik Kullanımının Kısa Bir Tarihçesi

           2.2. Kozmetik Sektörünün Geldiği Nokta

3.     E – TİCARETE GENEL BİR BAKIŞ

         3.1. E – Ticaret Nedir?

          3.2. E – Ticaretin Türleri
         3.3. E – Ticaretin Gelişim Süreci
 
 
 4.      KOZMETİK ÜRÜNLER VE E – TİCARET İLİŞKİSİ
 
          4.1. Kadınlar Neden İnternetten Alışveriş Yapmayı Tercih Ederler?
          4.2. E – Ticaretin Dezavantajları5. SONUÇ
          4.3. Kozmetik Ürün Pazarlamada Kadın Vücudunun Belirleyiciliği
          4.4. Kozmetik Ürün Pazarlamada Hedef Kitle
 

 


 

 

 

1. GİRİŞ

 

Önce yazılı, daha sonra sözlü ve görsele ulaşan iletişim olgusu, elektronik uygulamalara erişmekle birlikte büyük bir aşama katetmiştir. 1991 yılında 3 milyondan az sayıda kullanıcıya sahip olan internet, 1999 yılına gelindiğinde 250 milyon, günümüzde ise 1.5 milyarı aşan kullanıcı profiline ulaşmıştır. Bilgi ve iletişim alanındaki inanılmaz değişimler hayatın her alanında olduğu gibi iş yaşamı ve ekonomik faaliyetlerle ilgili alanların uygulamalarında da yeni düzenlemeleri ve kavramları beraberinde getirmiştir. Gelişen yeni teknolojiye uygun hale getirilen ticaret ve ekonomik faaliyetleri isimlendirmek için elektronik ticaret (e – ticaret) kavramı kullanılmaya başlanmıştır. E – ticaret çeşitli ürünlerin ve hizmetlerin internet üzerinden alınıp satılmasını kolaylaştırmaktadır. E – ticaretin sağladığı bu ticari ortamdan pay alan sektörlerden birisi de kozmetik ürün sektörüdür. Türkiye’de ve dünyada dış görünüşün gittikçe önem kazanması ile birlikte güzellik kültürü piyasayı etkilemekte ve bu da kozmetik ürün talebini arttırmaktadır. Günümüzün hızlı yaşam koşullarında, en kısa sürede en kaliteli ve en uygun fiyatlı ürünlere ulaşmanın yolu da internetten geçmekte; bu sayede kozmetik ürünlerin pazarlanmasında e-ticaret önemli bir konuma yerleşmektedir.

“Kozmetik Ürün Pazarlamada Yükselen Bir Değer Olarak E – Ticaret” adlı proje giriş ve sonuç bölümleriyle birlikte beş bölümde incelenecektir. İkinci bölüm: “Dünyadaki Kozmetik Sektörünün Genel Profili”; üçüncü bölüm: “E – Ticarete Genel Bir Bakış”; dördüncü bölüm “Kozmetik Ürünler ve E – Ticaret İlişkisi” adları ile anılmakta ve her bölüm de kendi arasında alt başlıklara ayrılmaktadır.

 

 

2. DÜNYADAKİ KOZMETİK SEKTÖRÜNÜN GENEL PROFİLİ

 

2.1. Kozmetik Kullanımının Kısa Bir Tarihçesi

Kozmetik ürün kullanımının insanlığın tarihi kadar eski dönemlere uzanmasına rağmen kozmetik sektörünün bugünkü anlamda büyümeye başlaması 20. yüzyıl başlarına rastlamaktadır. Bu dönemde gazete ve dergilerde kadınları kozmetik ürün kullanımına özendirmek adına çeşitli yazılar çıkmaya başlamıştır. Daha sonra sinemanın ortaya çıkışı, bayan oyuncuların kozmetik ürünler ile yüzlerine renk vermesi, kadınların bu ürünlere olan ilgisini arttırmış ve kozmetik endüstrisi yeni bir döneme girmiştir. Hollywood’da makyaj sanatçısı olan Max Factor ise, o dönemlerde çok çeşitli ürünlerle kozmetik endüstrisine katkıda bulunan isimlerden birisidir. Onun ürünleri, film teknolojisindeki gelişmelerin sonucudur; çünkü renkli filmlerde istenen etkilerin yaratılabilmesi için oyunculara farklı makyajlar yapılması gerekmedir. Moda olarak başlayan kozmetik ürün kullanımı, 1970’lerden sonra seksi görünüm kazanmak için bir araç olarak görülmeye başlanmıştır.

Türkiye’de bilimsel anlamda sektörel faaliyet 1900’lü yıllarda Osmanlı Devletinin son döneminde özellikle yurtdışında eczacılık ve kimya eğitimi gören girişimci kişilerin Türkiye’de eczacılık faaliyetlerinin yanı sıra kendi ürettikleri el ve cilt bakım kremlerini piyasaya sürmeleriyle başlamıştır. (Maden, 2009)   

2. 2. Kozmetik Sektörünün Geldiği Nokta

2004’te dünya kozmetik ve kişisel bakım ürünleri ticareti 77 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. Bu büyük pastanın % 39’unu güzellik, makyaj ve cilt bakım ürünleri oluşturmaktadır. Bugün dünya kozmetik pazarının büyüklüğü 250 milyar dolar civarındadır. Türkiye’de ise kozmetik pazarı sadece 2 milyar dolar büyüklüğe sahiptir ve %80 i yabancı markaların kontrolü altındadır. Dünyanın en büyük kozmetik ve kişisel bakım ürünleri ihracatçı ve ithalatçı ülkeleri AB ülkeleridir. Avrupa’da kişi başına düşen kozmetik harcaması 150 dolar iken bu rakam Türkiye’de 30 dolar civarındadır. Ancak batı dünyasında genç nüfusun azalması, Türkiye’de ise artması sebebiyle yakın gelecekte Türkiye’de kişi başına düşen kozmetik harcamasının hızla artacağı öngörülmektedir.

3. E – TİCARETE GENEL BİR BAKIŞ

3.1. E – Ticaret Nedir?

 

Bilgi teknolojilerindeki gelişmelerden sonra ortaya çıkan e-ticaret geleneksel ticaretin internet ortamına uyarlanarak modernize edilmesi olarak düşünülse de, onun kendine has uygulama ve esasları ile geleneksel ticaretten ayrıldığı unutulmamalıdır. Geleneksel ticaretin aksine, e – ticaret ile küresel piyasalara girmek daha kolaydır ve dünyanın heryerinden insanlarla kolaylıkla ticaret yapılabilinir. E – ticaret: internet bağlantıları üzerinden bilgilerin, servislerin  ve ürünlerin alım, satım ya da değişim süreçlerini içeren işlemlerdir. (Turban,2002:5) E – ticarette interneti destekleyen unsurlar: telefon, faks, televizyon, intranet, wap ve uydu alıcıları olarak belirlenebilir. E-ticaret çalışmalarının başlatılmasındaki ana hedefler şu başlıklar altında ele alınabilmektedir:

  • İşletmenin çalışma hayatına devam edebilmesini sağlamak
  • Yeni gelir kaynakları elde etmek
  • Pazar payını arttırmak
  • Maliyetleri düşürmek
  • Ürün ve servis için kullanılan süreyi kısaltmak
  • Tedarik zincirini geliştirmek
  • Global erişilebilir olmak
  • Müşteri hizmetlerini ve iletişimi kolaylaştırmak
  • Hizmet kalitesini yükseltmek
  • Müşteri sürekliliğini sağlamak (Dolanbay, 2000: 33)

 

3.2. E – Ticaretin Türleri

E – ticaret işleminin birçok türü olsa da burada ençok kullanılan dört tanesi ele alınacaktır. E-ticaret türleri şunlardır:

·         Firmalar arası e- ticaret (B2B)

B2B e-ticaret, firmalar arasındaki – tedarikçiye sipariş verme, ödeme yapma ve fatura kesme gibi – iş süreçlerinin elektronik ortamda gerçekleşmesidir. B2B e-ticarete dünyadaki en büyük örnek Alibaba.com’dur. Dünyanın en büyük ekonomilerinden bir olan Çin’in dünya piyasalarına açılması adına kurulmuş olan bu site, geçtiğimiz yıl içinde 20 milyonu aşkın kişiye hizmet sunmuştur. Dünyanın neresinde olursa olsun firmalar bu tür sitelerde toplu ve perakende ürünleri en uygun fiyata, kolaylıkla bulabilmektedirler.

·         Firma ve tüketici arası e – ticaret (B2C)

Firmadan müşteriye yönelik e-ticaret genellikle ticari kurumların sanal mağazalar aracılığı ile müşterilere sunduğu pazarlama ve satış hizmetleridir. Bu konuda dünyadaki en büyük örnek Amazon.com’dur.  Forrester Research’ün bir araştırması internet üzerinden yapılan perakende satışların (B2C) 1999 yılında 20 milyar USD, yani, toplam perakende satışların %0.2’si olarak gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Yapılan projeksiyonlar B2C’nin perakende satışlar içindeki payının 2000 yılında %0.4’e ve 2002’de %1’lere ulaşacağını göstermektedir. Son bir kaç senede katlanarak artan elektronik ticaret hacmi yapılan tahminlerin hiç de abartılı olmadığını hissettirmektedir. (Ceylan, 2009)

·         Firma ve kamu kurumu arası e – ticaret (B2G)

Kamu kurumları ve firmalar arasındaki e – ticaret elektronik ağlar üzerinden yapılan ticareti ve diğer faaliyetleri kapsamaktadır. B2G e – ticaret türünde firmalar satıcı, kamu kuruluşları alıcı durumundadır. Örneğin bir kamu kuruluşu herhangi bir ihtiyacını karşılamak için internette ihalelerini yayınlar ve en uygun fiyat teklifi veren firma ile ticaret yapar. Kamu kurumları bu sayede zamandan tasarruf ederek en uygun fiyat teklifi ile ihtiyaçlarını karşılamış olurlar.

·         Tüketiciler arası e – ticaret (C2C)

Tüketiciden tüketiciye yani C2C e – ticaret, tüketicilerin güvenilir web sitelerinde bir araya gelerek kredi kartı ya da havale yöntemi ile satış yapmalarıdır. Bu tarz sitelere dünyadaki en büyük örnek ebay.com, Türkiye’de ise gittigidiyor.com’dur.  Tüketiciler bu web sitelerine üye olduktan sonra hem ürün satın alabilmekte hem de satış yapabilmektedir.

 

3.3 E – Ticaretin Gelişim Süreci

 

 İnternet 1960’ların sonunda bulunmasına rağmen, e –ticaret şirketler tarafından 1990’ların başlarında kullanılmaya başlanmıştır. E – ticaretin gelişimi internet ile paralel şekilde yürümektedir. Bu yüzden e – ticaretin gelişimini anlayabilmek için internet kullanıcı artışlarını incelemekte yarar vardır.

 

 

Tablo – 1 OECD’de ülkelerinde internet abonelerinin yıllara göre artışı.

 

 

Adsız

 

Kaynak: OECD, The Future of Internet Economy: A Statistical Profile, 20 

2006 yılında OECD ülkelerinde 309 milyon internet abonesi bulunmaktadır. Bu rakam 6 yılda 2 katına çıkmıştır.


 

  

  Tablo – 2 İnternet Kullanıcılarının Dünya Üzerindeki Dağılımı

 Adsız2

Kaynak: Internet World Stats 

 

30 Haziran 2009/ Dünyada 1, 668, 870, 408 internet kullanıcısı olduğu tespit edilmiştir.

30 Eylül 2009/ Dünyada 1,733, 993, 741 internet kullanıcısı olduğu tespit edilmiştir.

 

Tablo 1 ve 2’de görüldüğü gibi dünya üzerinde internet kullancı sayısı her geçen gün biraz daha artmaktadır. İnternet sayesinde insanlar birbirleri ile sınır tanımaksızın iletişime geçebilmekte, kişisel zevklerine uygun sitelere girip, ihtiyaç duyduğu bilgilere ulaşabilmekte ve rahatça alışveriş yapabilmektedirler. İnternet kullanıcılarının sayısındaki hızlı artış, iletişim kolaylığı, daha çok insana ulaşabilme imkanı ve maliyetin düşük olması gibi internetin sağladığı birçok avantaj şirketlerin e – ticaret ortamına girmesini kaçınılmaz hale getirmiştir. Şirketler daha önceleri radyo ve televizyon gibi iletişim araçlarını kullanarak reklam verirlerken, günümüzde ilerleyen teknoloji ile birlikte reklam ve pazarlama işleri internet üzerinde yoğunlaşmaktadır.

 

Her an alışveriş yapabilme imkanı, istenilen markanın sınır tanımaksızın bulunabilmesi, fiyat karşılaştırması yapılarak en uygun fiyatlı ürüne ulaşılabilmesi ve zamandan tasarruf etme gibi birçok avantajı dolayısıyla, internet üzerinden alışveriş yapma oranı gittikçe yükselmektedir.

 

Tablo – 3 İnternet üzerinden alışveriş yapan kişilerin ülkelere göre dağılımları

Adsız3

Kaynak: OECD, The Future of Internet Economy: A Statistical Profile, 2008 

 

 

Tablo – 3’te görüldüğü gibi OECD ülkelerinde yaşayan insanlar % 25’lik bir ortalama ile 2007 yılında internet üzerinden ürün veya hizmetleri satın almış ya da sipariş etmiştir. Japonya’da internet üzerinden alışveriş yapan yetişkinlerin oranı bütün yetişkinlerin yarısını aşmıştır.

 

2006 ve 2008 yılları arasında internet üzerinden en az 1 ürün satın alan Avrupa Birliği tüketicilerinin oranı %27’den %33’e yükselmiştir. Geçen yıl ingiltere, Fransa ve Almanya’da internet kullanıcılarının %50’den fazlası internetten alışveriş yapmıştır. 2008 yılında İskandinav ülkelerinde (İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İzlanda) internet kullanıcılarının %91’inin internetten alışveriş yaptığı tespit edilmiştir.

Edinilen bilgilere göre, bilgisayar ve internet kullanımındaki artışa paralel olarak, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de internet üzerinden alışveriş yıldan yıla büyük oranda artış göstermektedir. 2007 yılında kredi kartıyla internet sitelerinden yapılan alışverişlerin,5,5 milyar YTL’yi geçtiği bildirilmektedir. Bankalararası Kart Merkezinin (BKM) verilerine göre, Türkiye’de 2006 yılında, sayıları 20 bine yaklaşan sanal POS’lar aracılığıyla 21 milyon 688 bin 37 işlem yapılırken, 2007′de işlem sayısı yüzde 150 oranında artarak, 54 milyon 145 bin 804′e çıkmıştır.             

 

Aynı verilere göre, kullanıcılar 2006′da bu işlemsel sonucu 2 milyar 412 milyon 680 bin YTL’lik alışveriş yaparken, 2007′de harcanan tutar yüzde 130 artmış ve 5 milyar 537 milyon 170 bin YTL’ye yükselmiştir.

 

Türkiye’de e – ticaret Pazar hacminin hızla büyüyerek 2010 yılında gayrisafi yurtiçi hasılanın % 12.3’üne ulaşacağı öngörülmektedir. (Yeşil, 2008:15)

4.  KOZMETİK  ÜRÜNLER VE E – TİCARET İLİŞKİSİ

 

Kozmetik ürünler üç farklı dikey pazar yapısında pazarlanmaktadır. Bunlar: toplu pazarlama, prestij pazarlama ve doğrudan satıştır. Prestij pazarlama “üst uç” bulunan markaların belirli mağazalarda pazarlanmasıdır. Clinique, Estee Lauder, Prescriptives, Origins, Chanel ve Lancome prestij markalar arasındadır. Toplu pazarlama markalarının geniş dağıtım alanları mevcuttur. CVS ve Walgreens gibi büyük eczaneler, K – Mart ve Wal – Mart gibi büyük marketlerde L’Oreal, Maybelline ve Revlon gibi toplu pazar markalarını görmek mümkündür.

Son kategori olan doğrudan satış da herhangi mağazaya bağlı kalmaksızın herhangi bir yerde direkt satış gücünü içermektedir. Bu satış yöntemini uygulayan en önemli markalar Avon ve Mary Kay’dir. (Marino, 2009)

 Kozmetik endüstrisine yeni giren ve en hızlı büyüyen dağıtım kanalı olan internet bütün bu pazarlama kanallarını büyük ölçüde etkilemiştir. Günümüzün hızlı yaşam koşullarında, en kısa sürede en kaliteli ve en uygun fiyatlı ürünlere ulaşmanın yolu internetten geçmekte; bu sayede kozmetik ürünlerin pazarlanmasında e – ticaret önemli bir konuma yerleşmektedir. Kozmetik ürünlerin satışı için hazırlanan sanal mağazalarda birçok toplu pazarlama markası rahatlıkla bulunabilmektedir.

 

4.1. Kadınlar Neden İnternetten Alışveriş Yapmayı Tercih Ederler ?

 

Kadınların birçoğu mağazaları gezerek, özellikle parfüm gibi kozmetik ürünlerini koklayarak ve onlara dokunarak alışveriş yapmayı tercih etmektedirler. Bunula birlikte kozmetik ürün pazarlamasında internet diğer küçük dağıtım kanallarına göre oldukça hızlı ilerlemektedir. Tablo 4’te görüldüğü gibi internet kullanımının yoğun olduğu Amerika’da internet üzerinden kozmetik ürün araştırması yapan kadınların sayısında artış gözlenmektedir.

Tablo – 4: Amerika’da sağlık ve güzellik ürünlerini internet üzerinden araştıranlar – Aralık 2007

internetten-kozmetik-urun-arastirmasi-yapanlar-grafik

 Kadınlar ortalama yılda 86$ internetten kozmetik ürünler satın almaya harcamakta ve bu rakam her yıl artarak devam etmektedir.  (NPD) L’ Oreal, ekonomik krizde bile 10 kadından 9’unun kozmetik ürün harcamalarının azalmadığını belirtmektedir.

Eğer kadınlar internetten alışveriş yapmayı mağazalara tercih ediyorlar ise bunun bazı nedenleri vardır. Bu nedenlerin iyi bir şekilde anlaşılması kozmetik ürün pazarlayan websitelerinin başarıya ulaşmasında oldukça faydalı olacaktır. Kadınlar için internetten alışveriş yapmanın avantajları şunlardır:

Tablo – 5 Kadınlar Alışveriş Yapmak için Neden Geleneksel Mağazalar Yerine İnterneti Tercih Ediyor?

internetten-alısveris-yapmanin-avantajlari-grafik

Kaynak :( Pastore, 2000,NPD Online Research) 

 

·         Zamandan tasarruf etmek

Günümüzün hızlı yaşam koşullarında özellikle de çalışan bayanlar için zamandan tasarruf etmek oldukça önemlidir. İnternet üzerinden günün herhangi bir saatinde 10 dakika içinde birçok sanal mağazada dolaşıp aradığı ürünü bulabilme imkanı, geleneksel mağazalar karşısında sanal mağazaları oldukça avantajlı bir konuma getirmektedir.

·         Daha İyi seçenekler bulmak

Gün geçtikçe artan kullanıcı sayısı ile büyük bir pazar haline dönüşen internet, bol ürün seçeneği ile tüketicilerin rahatlıkla aradıklarını bulmasına katkı sağlamaktadır.

·         Satıcı ile muhattap olmamak

Bazı kadınlar çeşitli nedenlerden dolayı (örneğin fazla kiloları) geleneksel mağazalara gidip satıcılar ile muhattap olmak istememektedir. İnternet ortamı kadınlara rahat alışveriş olanağı sunmaktadır. Bazı sanal mağazaların geri iade olanağı sağlaması internetten alışveriş yapmayı cazip hale getiren unsurlardandır.

NPD’nin yaptığı araştırmalara göre internetten alışveriş yapan kadınlar çoğunlukla kozmetik malzemelerine ödeme yapmakta ve her geçen yıl bir önceki yıla göre daha pahalı markalara ve ürünlere yönelmektedir.  Gaz fiyatlarının gittikçe yükselmesi de e– ticaret üzerine olumlu bir etki yapmış; tüketiciler araba kullanarak alışveriş merkezlerine gitmek yerine, internetten alışveriş yapmayı tercih etmeye başlamıştır. (NPD Reports, 2009)

 

 4.2. E – Ticaretin Dezavantajları 

 

E – ticaretin sağladığı avantajların yanında, bazı zayıf tarafları da vardır. Görerek, dokunarak ve deneyerek alışveriş yapma alışkanlığı ve isteği e-ticaretin dezavantajlarından biridir. Özellikle kozmetik ürünleri koklama isteği internetten alışveriş yapmanın önünde bir engel yaratmaktadır. Bu sebeple deneyerek alamadığı ürün için aklında soru işaretleri olan bir müşterinin memnuniyeti için iade koşulları açık bir şekilde düzenlenmelidir. Geri iade konusunda olumsuz görüşler belirtilmesi tüketiciyi ürünü almaktan vazgeçirecektir.

Ürünlerin satış ve pazarlamasının yapıldığı sanal mağazaların karışık olması, aranılan bilgiye rahatlıkla ulaşılamaması da internetten alışveriş yapmayı engelleyebilir. Tüketiciler interneti, hızlı ve rahat bir şekilde amaçlarına ulaştıkları için tercih etmektedir. Bu sebeple müşteri memnuniyeti adına websitelerinin kolay kullanılabilir olmasına, ürünler hakkındaki bilgilerin ve resimlerin yeterince açıklayıcı olmasına dikkat etmek gerekir.

İnternetten alışveriş yapmayı zorlaştıran noktalardan birisi de güvenlik problemidir. Birçok tüketici internetten alışveriş yaparken kredi kartı bilgilerinin kopyalanacağından endişe etmektedir. Tüketicinin şüphelerini yok etmek adına gerekli önlemlerin alınması ve onları ikna edici bir açıklamada bulunulması etkili olabilir.

 

4.3. Kozmetik Ürün Pazarlamada Kadın Vücudunun Belirleyiciliği

 

Kozmetik endüstrisi yılda 40milyon dolar ile 50 milyon dolar arasında satış yapılan büyük bir endüstridir. Şık ambalajlar ve 2 milyon dolarlık reklam ile güzellik endüstrisi tüketicileri kolaylıkla etkileyerek onların korkularını kara dönüştürmektedir. (Chura, 2006) Kozmetik endüstrisi bir anlamda kadınların sorunlarına çözüm getirerek onların kendilerini daha iyi hissetmesini ve kendilerine olan güvenlerinin gelmesini sağladığı için büyük bir önem taşımaktadır. Bu sebeple kozmetik ürünler ile ilgili araştırmaları inceleyerek kadınların istek ve korkularını iyi bilmek gerekmektedir.

  • Kadınların % 55’i güzellik ürünleri satın almanın onların stresini azaltıp rahatlattığını belirtmektedir.
  • Kadınların % 25’i alışveriş yaparak güzellik trendlerini ve ürünlerini takip ettiklerini belirtmektedir.
  • Kadınların % 65’i yeni güzellik ürünleri almanın kendilerini mutlu ettiğini

belirtmektedir.

  • Kadinlarin % 42’si kendilerini daha genç gösterecek ürünleri satın almak istediklerini belirtmektedir.
  • Kadınlar daha genç göründüklerinde kendilerini daha iyi hissetmektedirler. (Beyer, 2006)

Günümüz reklamlarında cinsiyete göre kalıplaşmış roller tanımlamaktadır. Amerikan toplumu gibi % 98’inin evinde en az bir televizyon olan ortalama haftada 30 saati televizyon karşısında geçen toplumlar üzerinde televizyon gerçekten çok etkin bir rol oynamaktadır. Reklamların kadinların toplumdaki konumlarına hoş bir rol yüklediği söylenemez. Genellikle erkeğe kendine güveni olan, egemen, bir rol verilirken, seksüel bir obje olarak görülen kadına, pasif bir karakter ile erkeği etkileme rolü verilmektedir. Kozmetik ürünlerin reklamı ve pazarlanmasında yeni bir dağıtım kanalı olan internette de durum farklı değildir. İnternet sayesinde küçülen dünyada, güzellik kültürü neredeyse bütün toplumları etkilemekte ve kozmetik endüstrisi bundan büyük rant sağlamaktadır. Kadinların belirli ürünleri kullanarak daha genç ve güzel görünüp, egemen konumdaki erkeği etkileyebileceği imajı verilmektedir.

Konu daha genç ve güzel görünmek olunca, tüketiciler daha iyi içeriğe sahip ürünlere para vermekten çekinmemektedir. Ürünün içeriğini anlamak uzmanlık gerektirdiğinden bu andan itibaren kullanıcılar pazarlamacının yönlendirmesine bakmaktadır.

Reklam faaliyetlerinde kadınların ne istediği belirlenmekte ve buna uygun bir mesaj verilmektedir. Elektronik ortamda kadınların belirli ürünleri kullanıp memnun kaldığı başarı hikâyeleri, ürünü kullandıktan önceki ve sonraki durum fotoğrafları ile kadinlar etkilenmeye çalışılmaktadır.

 

4.4. Kozmetik Ürün Pazarlamada Hedef Kitle

Kozmetik ürünler kadınların vazgeçemediği, lüks tüketime giren kişisel bakım ürünleridir. Bu sebeple genel olarak alışveriş yapmak orta ve üst sınıfa hitap eden bir durumdur. Son yıllarda teknolojinin ilerlemesi ile birlikte internetten alışveriş yapmak popüler olsa da, bundan hala üst ve orta sınıf istifade edebilmektedir. İnternetten alışveriş yapabilmek için bir bilgisayar, internet aboneliği, banka hesabı ve kredi kartı gerekmektedir. Ayrıca internetten alışveriş yapan kadınların geneli yüksek eğitimlidir.

Amerika’da baby boomers olarak adlandırılan 38 ve 56 yaş arasındaki kadınlar internetten en fazla alışveriş yapan yaş grubudur. 2000 yılında bu gruba giren kadınların online olarak kıyafet için ortalama 850$ ,kişisel bakım ürünleri için 682$ harcama yaptıkları belirlenmiştir. Kozmetik endüstrisi de maddi bağımsızlığını eline almış bu zengin ve yaşlı grubu hedef kitle olarak belirlemektedir. (Deirdre, 2002)

 

5.       SONUÇ

Bilişim teknolojilerindeki hızlı ilerleme insanların sınır tanımaksızın birbirleri ile iletişime girebilmesi, toplumların sosyal, ekonomik, kültürel birçok özelliğinin değişmesine neden olmaktadır. Artık geleneksel olan birçok şey değişime uğrarken, girişimcilerin önüne değişik fırsatlar da çıkmaktadır. İnternet kullanımının yaygınlaşması ile geleneksel ticaret internet ortamına aktarılmış ve elektronik ticaret devri başlamıştır. İnternet ile dünya üzerinde milyonlarca insana ulaşabilme imkanı, elektronik ticareti geleneksel ticaretten ayıran en büyük özelliktir. İnternet büyük bir pastadır ve kozmetik endüstrisi de bu pastadan pay alan sektörlerden birisidir. İnternet, kozmetik endüstrisinin en yeni ve en hızlı dağıtım kanalıdır. Şehirleşmenin ve dış görünüşe verilen önemin artması ile birlikte kişisel bakım ürünlerinin kullanımı da yaygınlaşmaktadır. Kadınlar daha güzel ve genç görünmek adına kozmetik ürün kullanımından vazgeçememektedir. Milyonlarca ürün seçeneğine oturdukları yerden ulaşabilme imkanı, kadınları internetten alışveriş yapmaya yöneltmektedir. Zamandan tasarruf etmek, istenilen marka ve kalitede ürünü rahatlıkla bulabilmek, ürünün kapıya kadar gelmesi, bazı sanal mağazaların uyguladığı ücretsiz kargo ve uygun geri iade koşulları ile her geçen gün daha fazla kadın e – ticaret arenasına girmekte ve kozmetik ürünlerin pazarlanmasında e-ticaret giderek yükselen bir değere kavuşmaktadır.

Mart 31st 2010 Pazarlama

İnternette Marka Yaratmak

3 Comments »

 

GİRİŞ

1. MARKA TANIMI VE KAPSAMI

1.1. Marka Tanımı

1.2. Markanın Tarihsel Süreçteki Gelişimi

1.3. Markanın Fonksiyonları

1.4. Markanın İşletmeler için Önemi

 

2. MARKA YARATMANIN SÜREÇLERİ

2.1. Markanın Sahip Olması Gereken Ön Koşullar

2.2. Marka Kimliği ve İmajı

2.3. Marka Adının Belirlenmesi

2.4. Logonun Tasarlanması

2.5. Renklerin Belirlenmesi

2.6. Markanın Tescili

2.7. Marka Yaratma Sürecini Tamamlayan Unsurlar

2.7.1. Reklam

2.7.2. Pazarlama

2.7.3. Halkla İlişkiler

 

3) İNTERNET VE MARKA İLİŞKİSİ

3.1. Değişen Pazarlama Anlayışında İnternet ve İşletmeler İçin Önemi

3.2. E – Ticaret ve E – Pazarlama

3.3. Markanın Elektronik Ortama Taşınması

 3.4. İnternette Marka Oluşturma Süreci ve Müşteriye Ulaşma

3.5. Elektronik Marka Yönetiminin Başarılı Olabilmesi İçin Gereken Unsurlar

3.5.1. Karşılıklı Etkileşim (İnteraktiflik)

3.5.2. Kişiye Özel Üretim

3.5.3. Zengin İçerik

3.5.4. E – Reklam

3.5.5. E – Pazar Araştırmaları ve E – Promosyonlar

3.5.6. E – Müşteri İlişkileri

3.5.7. E – İletişim

3.5.8. Güvenilirlik – Güvenlik

3.5.9. Teknolojik  Alt yapı

 

SONUÇ

 


 

GİRİŞ

Gelişen teknoloji ile birlikte küreselleşen dünyada sınırların ortadan kalkması ve bununla birlikte artan rekabet ortamında dünya pazarından pay almak ve bu pazarda kalıcı olmak isteyen firmalar için markalaşma olgusu kaçınılmaz hale gelmiştir. Marka, çeşitli özelliklerinden dolayı bir firmanın aynı hizmeti ve ürünü sunan benzerlerinden ayrılmasını ve tüketiciler tarafından o ürünün tercih edilmesini sağlamaktadır. Günümüzde tüketicileri markaya yönlendiren sadece güzel bir isim ya da logo değildir. Markanın güvenilirliği, kalitesi, tüketicilere yüklediği sosyal statü gibi çeşitli etkenler ürünün değerini arttıran markaya olan talebi arttırmaktadır. Marka, tüketicinin aklında bir yer edindiğinde markanın sahibi olan firma bu sayede sadık bir müşteri kitlesine sahip olarak pazarda hâkimiyeti ele almakta ve fiyatları yüksek tutabilmektedir.

Markanın başarıya ulaşabilmesinin en önemli koşullarından bir tanesi markanın çok sayıda hedef kitle ile buluşturulabilmesidir. Bu noktada en hızlı gelişen iletişim araçlarından biri olan internet devreye girmektedir. İster var olan markanın internet ortamına geçmesi, isterse internette sıfırdan marka yaratma söz konusu olsun, bir websitesi oluşturmak gerekli bir durum haline gelmiştir. Çünkü internetin veri tabanları ile hedef kitleye ulaşmak çok kolaylaşmış ve müşteri memnuniyeti için gereken karşılıklı etkileşim de hiçbir iletişim aracında olmadığı kadar rahat bir şekilde sürdürülebilir hale gelmiştir.

 

 

 1. MARKA KAVRAMI VE KAPSAMI

1.1. Marka Tanımı
Marka; ismi, dizaynı, sembolü, kalitesi ile rakiplerinin arasından sıyrılıp, belirli bir grup tarafından tercih edilen ve onlara kendilerini ayrıcalıklı hissettiren, belirli standartları olan bir olgudur.  

Aaker markayı anlamanın stratejik önemini gündeme getirerek bunu şöyle söylemektedir:  “Markayı anlama insanların algılamalarını ve markaya karşı tavırlarını zenginleştirerek, stratejilere yardımcı olabilir, farklılaştırıcı bir marka kimliğine katkıda bulunabilir, iletişim çabasına önderlik edebilir, aynı zamanda marka değerliliği yaratabilir.” (Aaker, 1996)  

1.2. Markanın Tarihsel Süreçteki Gelişimi

Bir ürüne marka verme işlemi, ortaçağda ticaret yapan esnaf localarının ürünlerinin daha düşük kalitede olanlarla karışmasını engellemek istemeleri ve tüketicilerin onların ürünlerine rahatlıkla ulaşabilmelerini sağlamak adına başlamıştır. Zamanla bazı ürünler taşıdıkları özellikleri ile benzerlerinden ayrılmaya ve aranılmaya başlanmıştır. O dönemde okuma yazma oranının düşük olması sebebiyle ürünlerin üzerine çeşitli işaretler konulmuş ve bu sayede markalar semboller şeklinde tanınmıştır. (Yamankaradeniz, 2009 : 10)

Endüstri devriminden itibaren toplu üretim yapılması, bu ürünlerin geniş pazarlarda satılması ihtiyacını getirmiştir. Üretilen ürünlerin yerel ürünlerden ayrılması için farklı paketleme sistemine geçilmiş ve bundan sonra üreticilerin bu ürün paketlerinin de güvenilir olduğunu tüketicilere ifade etmesi gereği ortaya çıkmıştır. Campell soup, Coca Cola, Juicy Fruit gum, Aunt Jemima, Quaker Oats, ürünlerini tüketicilere tanıtma çabasıyla markalanmış ilk isimlerdir. 1. Dünya Savaşından sonra radyo istasyonu ağları kurulmaya ve günlük programlar yapılmaya başlanmıştır. 1920’lerin sonlarında sabun ve mum üreticisi Procter’s Gambles marka yönetim sistemi kavramını geliştirmiştir. Yıllar geçtikçe günlük radyo dinleyici sayısı artmış, hatta televizyon kullanımı yaygınlaşmıştır. Üreticiler kısa süre içinde bu iletişim araçları aracılığı ile sloganlar, şarkılar ve maskotlar edinmiştir. Bundan sonra üreticiler marka kimliğini nasıl oluşturacaklarını öğrenmişler ve bugünkü manada bilinen markalaşmanın temelleri atılmıştır.  

1.3. Markanın Fonksiyonları

Markanın fonksiyonları, tüketicilerin markaya ilişkin pazarlama faaliyetlerine karşı tepki vermelerinde büyük rol oynadıklarından dolayı firmalar için önem taşımaktadırlar.

Markanın içerdiği fonksiyonları 4 grupta toplamak mümkündür. Bunlar, kalite güvence fonlsiyonu, kişisel kimlik fonksiyonu, sosyal kimlik fonksiyonu ve statü fonksiyonudur. (Marangoz, 2006)

·         Kalite Güvence Fonksiyonu

Üründen beklenen nitelik ve kalitenin teminatı markadır. Tüketici markasına güvenerek bir ürünü ya da hizmetici tercih eder. Bu güvence tüketicilerin bugün beğendiği ürün ve hizmetlerin yarın da aynı olacağını ifade eder. (Eymen, 2007:14) Yani kalitede bir standart vardır ve kalite güvence fonksiyonu bu standardın temin edilmesini sağlar.

·         Kişisel Kimlik Fonksiyonu

Kişisel kimlik fonksiyonu, tüketicinin kendi kişiliğini bazı markalar ile özdeşleştirmesi ve onlara karşı eğilim hissetmesidir. Literatürde marka etkileri temel olarak ürün imajı ve kişisel imajın tüketici davranışları ile uygunluğuna dayanmaktadır. Tüketicinin kendi imajını marka imajı ile zenginleştirme fikrine dayanmakta ve böylece satın alma eylemi gerçekleşmektedir (Rio vd.2001:412)

·         Sosyal Kimlik Fonksiyonu

Bireyler kendi imajları ile ürün imajlarını kıyaslarken bunu sosyal bir yapı içinde gerçekleştirmektedirler. Dolayısıyla bireyin bir gruba dahil olması, engetrasyonu belli bazı imajları tercih etmesi ya da tercih etmemesi ile desteklenebilir. Aynı zamanda imajlar, bireylerin kendini diğer kişi ya da gruplardan soyutlamasını da sağlayabilir. Burada markalar özellikle yaş gelişimlerinin gereği arkadaş gruplarınca kabul görme, kendilerini diğer gruplardan ve özellikle yetişkinlerden soyutlama ihtiyacında olan gençler açısından önemli görevler üstlenmektedir (Ceritoğlu, 2005:138) Tüketiciler, bir gruba ait olmak ve grup içinde iyi bir şöhrete sahip olmak için belli bir markaya sahip olmak isterler (Rio vd. 2001: 412). Bu sayede bulundukları sosyal ortamda psikolojik olarak kullandıkları ürünün kimliği altında kendilerini daha iyi hissederler.

·         Statü Fonksiyonu

Sosyal bir çevrede tüketicinin kullandığı markalar, üçüncü kişilere kendi kişiliği hakkında bilgi vermektedir. Araba, spor araçları, kıyafet, teknik ürünler gibi bazı ürünler kişilerin kendi imajlarını üçüncü kişilere göstermeleri açısından çok elverişlidir. Son zamanlarda markalar belirli değerlerin ifadesinde sembol aracı olarak kullanılmaktadır (Ceritoğlu,2005:138) Marka kullanımı ile tüketici prestij kazandığını düşünmektedir.

Vinegron ve Johnson’a göre marka kullanımının statü fonksiyonu aşağıdaki özellikleri kapsamaktadır. (Vigneron ve Johnson, 1999: 412)

 

  • • Marka bireysel güç ve sosyal statünün sembolüdür
  • • Sosyal kabulün yansımasıdır
  • • Az sayıdaki insana sınırlı bir takdimdir
  • • Duygusal deneyimlere katkıda bulunur ve
  • • Teknik üstünlük sağlar

1.4. Markanın İşletmeler İçin Önemi

Günümüzün zorlayıcı rekabet ortamında güçlü bir markaya sahip olmak firma sahipleri açısından, rakipleri arasından sıyrılmak, yüksek pazar payına sahip olmak ve başarıya ulaşmak demektir. İyi bir logo tasarımı ve isim marka yaratmanın sadece bir parçasını oluşturmaktadır. Marka, tüketiciye bir mesaj vermek ve onların gözünde güçlü bir imaj yaratmaktır. Çeşitli özellikler ile güçlü bir kimliğe bürünmüş olan marka sayesinde firma sahipleri tüketicilerin güvenini kazanarak sadık bir müşteri kitlesine sahip olurlar, fiyatları yüksek tutarak kar edebilirler ve bu sayede firmanın ayakta kalmasını garanti altına alabilirler. Gününümüzde kredi kartı kullanımının yaygınlaşarak alım gücünün artması ile birlikte, tüketiciler özellikle de genç nesil, alacağı ürün markasının kendine yükleyeceği imaj için markaya fazla para ödemekten çekinmemektedir. Her yeni gelen nesilin markaya olan düşlünlüğünün artarak devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda markanın işletmeler için önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Marka tescil edildiğinde yasallaşır. İşletme bakımından marka kullanmanın yasal korunma dışında çeşitli faydaları vardır. (Mucuk 1990: 151)

  1. Tutundurmaya yardımcı olur ve talep yaratmada etkilidir.
  2. Tüketicide firmaya bağlılık yaratır.
  3. İkame malları yüzünden satış kaybı tehlikesini önler.
  4. Marka kullanılması malı pazarlama kanallarına doğru çeker, zira iyi tanınan marka aracı kuruluşlarda aranır.
  5. Fiyat istikrarına olumlu etki eder, marka, sahibi firmaya, aracı kuruluşların sık sık fiyat değişikliği yapmamalarını, değişik aracıların malı farklı fiyatlardan satmamalarını sağlamada yardımcı olur.
  6. Aracılar, marka olan malları tercih ederler.

Marka sahibi olmanın faydaları dolayısıyla, firmalar marka yaratmayı işlerinin en önemli parçalarından birisi olarak görmelidir. Bunun için firmanın hangi endüstride ve pazarda iyi olduğu saptanmalı ve misyon bildirisi yayınlanmalıdır. Markayı yaratacak kişilerin vizyon sahibi olmaları da önemli noktalar arasındadır. Sıkı rekabet ortamında bir firma rakiplerden farkının ne olduğunu belirlemeli ve bunun üzerinde durmalıdır. Bu noktada hedefler belirlenerek büyümeyi gerçekleştirecek güçlü yanlar üzerinde çalışılmalıdır. Firmanın, rakiplerinden farkları ve tüketicilere en iyi hizmeti verebilmek için gerçekleştirdiği işler, reklam faaliyetleri ya da farklı kanallar aracılığı ile tüketicilere duyurulmalıdır.

Günümüzde markanın sahip olduğu özellikler bazı ürün ve hizmetlerin tercih edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Tüketicilerin büyük çoğunluğu markanın kendilerine sosyal bir statü kazandırdığını düşünerek ona bağlılık duyarlar. İhtiyaç duyduğunda veya tavsiye etmek durumunda kaldığında farkında olmadan kendisi için önemli hale gelen bir sembol olarak gördüğü markayı başkalarına tavsiye eder. Bu tarz davranışlarda marka sahibinin kullanıcılarına verdiği güven yanında, marka imajını ve bilinirliğini arttırmak için harcadığı emek ve çabalar büyük önem taşımaktadır. (Gedik, 2001:5)

 

2. MARKA YARATMANIN SÜREÇLERİ

2.1. Markanın Sahip Olması Gereken Ön Koşullar

Başarılı bir marka yaratmak ve firmanın amaçlarına ulaşması için meydana getirilecek markanın sahip olması gereken bazı ön koşullar bulunmaktadır: (Levine,2003:31)

  • Meydana getirilecek marka, güçlü markaların olmadığı bir pazarda konumlandırılmalıdır. Rakiplerinden farkı ne ise bunu belirlemeli ve bu yönde ilerlemelidir.
  • Meydana getirilecek markanın bazı özel hedefleri olmalıdır. Vizyon, stratejiler, değerler ve hedefler açıkça belirtilmelidir.
  • Meydana getirilecek markanın bu hedeflerini yerine getirebilmek için çok iyi geliştirilmiş bir marka kimliği olmalıdır.
  • Markanın, pazar araştırmaları ile belirlenmiş özel bir hedef kitlesi olmalıdır.
  • Markanın, gerçekleştirilebilir hedefleri olmalıdır.
  • Marka, herhangi endişe verici bir durumda, taahhütlerine bağlı kalmalı, güven verici olmalıdır.
  • Tüketiciler tarafından kolay anlaşılır ve açık bir kimliğe sahip olmalıdır.
  • Marka hedeflerinin ve taahhütlerinin yerine getirildiğinden emin olmak için bir kontrol mekanizması olmalıdır.
  • Tüketicilerin ilk tanıyacağı ve özdeşleştireceği bir sembol olan marka kimliği, pazarlama kimliği yanında yaratılmalıdır.

 

2.2. Marka Kimliği ve İmajı

Marka kimliği ve imajı son dönemlerde pazarlama yönetiminde önemli iki kavram haline gelmiştir. Marka kimliği ve imajı arasındaki en temel fark marka imajının bir ürünün, markanın, politik kişiliğin, kurumun veya ülkenin komuoyu tarafından algılanması iken marka kimliği pazarlama yönetiminin kamuoyuna karşı anlatmak istediği olarak ifade edilebilir. (Uslu vd.,2006-07:15 )

Marka kimliği markayı rakiplerinden ayıran, onun hedeflerini ve değerlerini yansıtan bir kavramdır. Marka yaratma sürecinde de ilk olarak markanın kim olduğu, amacının ve değerlerinin ne olduğu soruları sorulur. Marka kimliği, yöneticinin ürünün nasıl görünmesini istediği doğrultusunda gelişir. Marka imajı ise markanın bugün tüketiciler tarafından nasıl algılandığı ile alakalıdır.

2.3. Marka Adının Belirlenmesi

Marka adı, markanın yazılabilen, söylenebilen sözlü işaretidir. Marka isminin belirlenmesi, güçlü bir marka yaratmak için gereken en önemli unsurlar arasında yer almaktadır. İyi bir isim belirlenmesindeki amaç üretilen ürünü ya da verilen hizmeti potansiyel tüketiciye en iyi aktarabilecek ifadeyi yakalayabilmektir. Marka ismi müşteri için ilk temastır. (Elitok, 2003:3)Bunu insanlar arasında ilk tanışmadan elde edilen ilk izlenime benzetmek mümkündür. Nasıl ki ilk izlenim bir insanı tanımada olumlu ya da olumsuz büyük bir ölçüt sağlıyorsa, tüketici üzerinde de daha ilk andan itibaren hoş bir intiba bırakmak ve hatırda kalıcı olmak adına, iyi bir marka ismi belirlenmesi oldukça önemlidir.

Marka adını belirlerken belirli kriterlere dikkat etmek gerekmektedir. Bütün iyi isimler şu üç kriterle uyumlu olmalıdır: stratejik, dilbilimsel ve yasal. (Adamson, 2006:161)

Ø  Stratejik Kriter:

  • Bu isim anlam olarak, tüketiciye verilmek istenen mesajla örtüşüyor mu? İsmin şirketin değerlerini çağrıştıran bir anlamı olması da çok önemli.
  • Bu isim hedef kitleye çekici gelir mi?
  • Bu isim kısa ve öz mü?
  • Bu isim yapılacak işi tam olarak anlatabiliyor mu?
  • Bu ismin hatırda kalabilir mi?
  • Markanın büyüme olasılığına karşılık, bu isim yeni kategorileri ve tüketicileri kapsayacak nitelikte mi?

Ø  Dilbilimsel Kriterler

  • Bu isim diğer önemli dillerde de kullanım için uygun mu?
  • Söylenişi kolay mı?
  • Bu isim düşünülürken bütün kültürel kriterler  düşünüldü mü?
  • Varolan herhangi bir marka ile isim karışıklığı yaratacak kapasitesi var mı?

Ø  Yasal Kriterler

  • Bu isim başka bir markanın hakkını ihlal etmeden kullanılabilir mi?
  • Bu isim tescillenebilir mi?
  • Domain ismi kullanılabilir durumda mı ya da sahiplenebilmek için modifiye edilebilir mi?
  • Bu isim gerektiğinde ilgili coğrafyalarda kullanıma ve korumaya hakkına uygun mu?

Marka isminin belirlenmesinde kullanılabilecek yaklaşımlar ise kısaca üç temel başlık altında özetlemek mümkündür. (Eymen,2007:16) Bunlardan ilki varolan kelimelerin ya da terimlerin yeni şekillerde benzetmeler ya da çağrışımlar halinde kullanılmasıdır. Örneğin “sarsılmaz” tabancaları atış anında sarsılmadığı için isabet oranı yüksen olan bu tabancayı seçilen isim gayet net anlatmaktadır.

İkinci yöntem var olan kelimelerin ya da kalıpların bir araya getirilmesidir. DemirDöküm, SÜTAŞ, Ziraat Bankası, ÇAYKUR bu yöntemi en iyi yansıtan örneklerdir.

Üçüncü yöntem tanınabilir köklerden yeni kelimelerin üretilmesidir. Örneğin, dünyaca ünlü Fendi markasının ismi İzmirli levanten bir aileden gelmektedir. Ataları Efendizade ailesine mensup olan bu şahıs, Efendi kelimesinin başındaki E harfini atarak ürünlerine Fendi ismini vermiştir.

Son yöntem ise markanın sahiplerinin ya da bulundukları bölgenin isimlerinin kısaltılmasının yalnız başına ya da marka ile ilgili bir terime eklenerek

yalnız başına ya da özgün bir kısaltma ya da isim oluşturulmasıdır. Örneğin 1993 yılında kurulan K.V.K. Mobil Telefon Sistemleri Ticaret A.Ş. kurucuları olan Mehmet Emin Karamehmet, Murat Vargı ve Osman Kavala’nın soyadlarının baş harfi biraraya getirilerek oluşturulmuş bir isimdir.

2.4. Logonun Tasarlanması

Şirketlerin, özgün ve akılda kalıcı bir sembol ya da logoyu benimsemeleri marka yaratma sürecine olumlu bir etki yapacaktır. Birçok şirket vasıflarının markaya yansıyacağını ümit ederek, çok tanınmış bir kişiyi sözcü olarak seçer ve bir anlaşma ile onu kendine bağlar. Daha az fiyatlı bir yaklaşım çizgi film ya da başka bir şekilde karakter geliştirmek ve onu tüketicinin zihnine yerleştirmektir. Yine farklı bir yaklaşım olarak şirket ya da markayı değiştirecek bir nesne seçmektir.

2.5. Renklerin Belirlenmesi

Markaların üzerinde yer alacak renkler, tüketicilerin dikkatini çekebilmesi açısından oldukça önemlidir. Her rengin insanlar tarafından algılanışı farklıdır. Kansas Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre bir müzenin duvarları değiştirilip duvar kağıtları ile kaplanmış. Duvar kağıdı beyaz iken insanların müzede daha fazla zaman geçirdikleri saptanmış. Duvar rengi kahverengi yapıldığında ise insanların müzede daha az vakit geçirdikleri saptanmıştır. (Yamankaradeniz, 2009:13)

Laciverte yakın mavi: Bu renk sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler ve güven vericididir. Bu nedenle de dünya üzerindeki firmaların yarıdan çoğu logolarında mavi kullanır. IBM, SONY, Ericsson, Turkcell, Hilton logolarında mavi kullanan firmalardandır.

Kırmızı: Enerjik ve iştah açıcı bir renktir. Bu nedenle Coca Cola  gibi gıda firmalarının çoğu kırmızı rengi tercih ederler.

Sarı: sarı renk oldukça dikkat çekicidir. Taksilerde kullanılan bu renk geçiciliği temsil eder. Bu sebeple özellikle bankalar bu rengi fazla kullanmazlar.

Pembe: Pembe rahatlık veren bir renktir. Bu nedenle ödeme yaplan yerlerde pembe rengine ağırlık verilir. Ayrıca pembe ve eflatun ambalajlı paketler, içlerindeki ürünün iyi, güvenilir olduğu hissini verir. Yapılan araştırmada tüketiciye çeşitli renklerdeki paketlerden hangi ürünü aldıkları sorulduğunda, çoğu, pembe – eflatun paketi seçmiştir.

 Turuncu: informal bir renktir. Üründe kullanıldığında, bu ürüne ulaşılabilirlik imajı verir, özellikle büyük markatlerde çok kullanılır. Migros, Özdilek logolarında olduğu gibi müşteriye, “Girin içeri, içeride pahalı bir şey yok, her şey sizin ulaşabileceğiniz fiyatta” demektedir. Hazır kart ise “Kullan at, pahalı değil!” demektedir. Bir diğer örnek de Advantage Card’dır.

Yeşil: Güvenin rengidir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Garanti Bankası gibi.

Siyah: Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil eder, oysa Japonya’da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odalari tercih ederdi.

Mavi: Sakinliğin simgesidir. Araplar mavinin kan akışını engellediği inanışı ile mavi nazar boncuğu kullanır. Batıda intiharları azaltmaki için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Mavi duvarlı okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptıkları gözlenmiştir.

Beyaz: Saflığın rengidir. Sadeliği, istikrarı, devamlılığı, temizliği simgeler. Politikacılar temiz, dürüst izlenimi vermek istediklerinden dolayı bu rengi tercih ederler.

Kahverengi: insanların hareketlerini hızlandırmaktadır. Bu sebeple fastfood restaurantları iç mekanlarından kahverengini kullanırlar.

2.6. Markanın Tescili

Marka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması şartıyla, kişi adları dahil özellikle kelimeler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri kapsar. Marka, mal veya ambalajı ile tescil ettirilebilir. Bu durumda mal veya ambalajın tescili marka sahibine mal veya ambalaj için inhisari bir hak sağlamaz. (markaların korunması hakkında 556 Sayılı KHK Madde 5, Marangozoğlu:2009)

Tescil edilen marka, kanuni olarak koruma altına  alınmış demektir. Belirli düzenlemer getirildikten sonra herşey marka olabilir. Marka tescili için bazı kriterler gereklidir. Bunlar şu şekilde belirtilebilir:

  • En genel kural olarak; daha önceden elde edilmiş hak sonucu aynı sektörde daha önceki markaların aynısı, benzeri marka olarak bir başkasının adına tescil edilemez kuralıdır.
  • Marka olarak tescili düşünülen unsur şayet, faaliyette bulunduğu ticaret alanında herkes tarafından kullanılan ve o faaliyetin doğasına ait unsurlar ise bu unsurlar bir kişinin tekeline verilip diğerlerinin elleri kolları bağlanamaz, yani tescil edilemez.
  • Paris sözleşmesinin ilgili maddelerine göre kapsamı belirlenmiş ve belirlenmemiş markalar, armalar, devlet bayrakları, amblemler veya nişanlar, kamu malı ve değeri olmuş olanlar, sahibi tarafından izin verilmeyen tanınmış markalar, dini değerleri ve sembolleri içeren markalar, kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı markalar marka olarak tescil edilemez denilmektedir.
  • Marka olarak tescili istenen, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir, denilmektedir. Yenilemesi yapılmayan ve itiraz süreleri henüz dolmamış olan markaların itiraz sürelerinde itiraz sonucu marka tescil edilemez.

2.7. Marka Yaratma Sürecini Tamamlayıcı Unsurlar

Marka olgusu çok uzun zamandan beri var olmasına rağmen, marka oluşturma yeni bir disiplindir. İyi bir marka yaratmak için tüketiciye ulaşabilmek gerekir. Bunun yolu da başarılı bir iletişimden geçmektedir. Marka yaratma sürecinde üzerinde durulan 3 unsur reklam, pazarlama ve halkla ilişkilerdir. (Levine, 2003:6)

2.7.1. Reklam

Reklam faaliyetleri marka yaratmak için tek başına yeterli bir unsur olmasa da, tüketicilerin markayı tanımaları ve benimsemeleri için mükemmel bir araçtır. Çünkü günümüzde tüketiciler reklamı yapılmayan ürünlere güvenmemektedir. Fakat reklam faaliyetlerine başlamadan önce ürünün marka kimliği belirlenmeli, tüketicilerin düşünceleri öğrenilmeli ve hedef kitlenin beklentileri doğrultusunda reklam yapılmalıdır.  Bu şekilde zaman ve para kaybının önlenmesi sağlanır; iletilen mesaj ile birlikte hedef kitlenin beğenisi kazanılabilir. Örneğin kozmetik reklamlarında, üreticiler kadınların genç ve güzel görünme isteklerini bilerek, tüketicinin aklındakine yönelik reklamlar yapıp hedeflerine ulaşmakta; diğer bir deyişle kadınların korkularını kara dönüştürmektedirler.

Özellikle kriz dönemlerinde insanlar normal ihtiyaçlarının dışında lüks tüketim için pek fazla para harcamamaktadırlar. Kriz dönemleri belirsizlik dönemleridir ve bu dönemlerde insanlar güvenilir markalara daha çok ihtiyaç duymaktadır. Üreticilerin çoğu, tüketicilerin alım gücünün düşük, piyasanın durgun olduğu dönemlerde reklam faaliyetlerine ara vermektedir. Oysa reklamı bir harcama değil, bir yatırım olarak gören kuruluşlar, krizlerin fırsatlarla dolu olduğunu bildikleri için kriz dönemlerinde de markalarına yatırım yapmayı kesmeyip, böylece reklamı kesen kuruluşların boş bıraktıkları alanlara da yerleşebilmektedirler. (Karahasan, 2009)

Reklamlarda tüketicileri etkileyebilmek için kulağa da hitap edebilmek gerekir. Örneğin gençlere yönelik bir içecek reklamında, hareketli ve gürültülü bir müzik işe yarayacaktır. Fakat aynı müzik kadınlara yönelik üretilen hijyenik ürünlerde pek hoş olmayacaktır.

2.7.2. Pazarlama

Pazarlama, sıradan bir ürün ile tanınmış bir marka arasındaki geçiş noktasıdır. Reklam ve pazarlama da hedefleri aynı, fakat metotları birbirinden farklı iki süreçtir. Örneğin reklamlarda tüketicileri etkilemek için verilen güzel müziklerin tonlarına pazarlama uzmanları karar vermektedir. Pazarlama bir ürünün kalitesi ile değil, onun güçlü yanlarını kullanarak tüketiciler tarafından nasıl algılandığı ile ilgilenir. Diğer bir deyişle güçlü ürünler daha kolay pazarlanabilir. Fakat bu bütün güçlü ürünlerin kendi kendilerini pazarlayacağı ya da çok iyi pazarlanan bir ürünün en iyi ürün olduğu anlamına gelmez. Pazarlama uzmanları, pazarlanacak ürüne bağlı olarak hedef kitlenin demografik özelliklerini göz önünde bulundurmaktadırlar. Öncelikle demografik özellikler belirlenir, analiz edilir ve demografik özelliklerle uyumundan emin olunan ürünün güçlü yönlerine vurgu yapılır. Ürünün güçlü yönleri, demografik kitlenin kendini görmek istediği kişiliğin içinde gösterilir.

2.7.3. Halkla İlişkiler

Marka yaratma sürecinde, pazarlama uzmanları ürün için kusursuz bir kimlik oluşturmaktan; reklam uzmanları hedef kitleye verilecek mesajı iletmekten; halkla ilişkiler ise tüketicilerin mesajı doğru bir şekilde almasından sorumludur. Çünkü “başkalarının markanız hakkında söyledikleri, sizin söyleyeceklerinizden daha etkili olacaktır”. Halkla ilişkiler daha ikna edici, etkili ve güvenilirdir. Basında haber olarak yer almak, para karşılığı reklam vermeye oranla ürünü daha meşru kılmaktadır. Kimi uzmanlar, tüketicilerin editöryal metinler karşısında, reklamın beş misli daha fazla etkilendiklerini belirtmektedirler.  

 

3. İNTERNET VE MARKA İLİŞKİSİ

 

İş dünyasının zorlu rekabet ortamında başarıyı yakalamak her geçen gün biraz daha zorlaşmaktadır. Bu sebeple ister küçük isterse büyük işletmeler olsun, rakiplerine fark yaratıp başarıya ulaşabilmek adına işletmeler marka olma ya da kendi markalarını oluşturma girişiminde bulunmaktadır. Özellikle bilgi ve iletişim ağlarının hızla geliştiği bugün, tüketicilerin arama zamanlarını ve maliyetlerini azalttıklarından dolayı markalar hiç olmadıkları kadar önemli bir konuma gelmişlerdir. (Dereli ve Baykasoğlu, 2007:225) Bu yüzden işletmeler marka yönetimine daha fazla önem verip, rekabetçi iş ortamında, kendilerini bir adım daha ön plana çıkarabilecek iletişim araçlarından yararlanmaktadır. Son zamanların en hızlı gelişen iletişim araçlarından biri olan internet bu sayede şirketler için yükselen bir değere sahip olmaktadır. İnternet kullanıcı sayısındaki hızlı artış, insanların sınır tanımaksızın birbirleri ile iletişime girebilmesi, toplumların sosyal, ekonomik, kültürel birçok özelliğinin değişmesine neden olmaktadır. İnsanlar, bir tıklama ile dünyanın öteki ucuna ulaşabilmekte, dünyanın en büyük alışveriş merkezleri, en ünlü markaları ve buna benzer birçok “en”lerden haberdar olmaktadır. Bu durum tüketim alışkanlıklarından sosyal yaşama kadar birçok alanda değişimi beraberinde getirmektedir.

 

Grafik 1: OECD İnternet Aboneliği

 Adsız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: OECD, The Future of Internet Economy: A Statistical Profile, 20

 

 Grafik 1’de de görüldüğü üzere 2006 yılında OECD ülkelerinde 309 milyon internet abonesi bulunmaktadır. Bu rakam 6 yılda 2 katına çıkmıştır. İnternet kullanıcı rakamları günümüzde daha da artış göstermiştir. Internet World Stats’daki verilere göre 30 Haziran 2009’da dünyada 1, 668, 870, 408 internet kullanıcısı olduğu tespit edilmiştir. Bu sayı 30 Eylül 2009’da 1,733, 993, 741’e yükselmiştir. Bu verilerden de anlaşılacağı üzere, her geçen gün internet arenasına yeni insanlar katılmakta ve bu insanların demografik özellikleri kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Dolayısıyla internette marka yaratmak ya da var olan markasını tutundurmak isteyen firmalar için internet önemli bir konuma yerleşmektedir.

2005 yılında Millward Brown tarafından gerçekleştirilen ‘Euro Media Trends 2005’ araştırmasının sonucuna göre internet de artık pazarlama iletişimi kampanyalarında ana mecra olarak yer almaktadırlar. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 14 ülkede gerçekleştirilen araştırmaya göre hedef kitleye ulaşama da televizyon hala üstünlüğünü korusa da internet gelenekselin rakibi olarak hızla ilerlemektedir.

3.1. Değişen Pazarlama Anlayışında İnternet ve İşletmeler İçin Önemi

  • İnternet kullanımının yaygınlaşması, daha çok insana ulaşabilme imkânı, artan rekabet ortamından sıyrılmak ve sağladığı birçok yarar ile çağa ayak uydurmak adına şirketler çalışma prensiplerini internete göre düzenlemeye başlamıştır.
  • İnternet gibi geniş bir platformda, birtakım verilerle hedef kitleye rahatlıkla ulaşılabilmektedir.
  • Daha çok insana ulaşılabilindiği için markanın tanıtılması da o kadar kolay olmaktadır.
  • İnternetin meydana getirdiği maliyetler diğer mecralara oranla daha düşüktür.
  • İnternet günün 24 saatinde iletişime açıktır ve müşteriler ile iletişim daha kolaydır.
  • Forrester Research’ün internette marka yaratmak hakkında yayınladığı raporda, 1997 yılından 2000 yılına kadar, internetin büyük markalar için uygun bir mecra olamayacağı sonucuna varmıştır. Fakat bu araştırma kısa süre sonra işe yaramaz hale gelmiştir. Forrester Research’ın 1999 yılında yaptığı ankette Amerika’daki en büyük

52 reklamcının % 31’inin, interneti seçme nedeninin marka yararlarını açıklayabilmenin en yaratıcı yolu olarak belirtmişlerdir. Direkt e – pazarlama beklenenden daha hızlı yayılması, televizyonla daha güçlü bir bağ kurulması ve karşılıklı iletişimin (interaktivite) daha iyi olması bu değişimin sebebi olarak belirtilmiştir. 1998 yılında IBM tarafından yapılan diğer bir araştırma, Batı şirketlerinin % 28’inin marka oluşturmada ana mecra olarak interneti kullandığını ortaya koymuştur. (Lindström ve Andersen, 2000: 124 – 125)

3.2. E – Ticaret ve E – Pazarlama

Bilgi teknolojilerindeki gelişmelerden sonra ortaya çıkan e-ticaret geleneksel ticaretin internet ortamına uyarlanarak modernize edilmesi olarak düşünülse de, onun kendine has uygulama ve esasları ile geleneksel ticaretten ayrıldığı unutulmamalıdır. Geleneksel ticaretin aksine, e – ticaret ile küresel piyasalara girmek daha kolaydır ve dünyanın her yerinden insanlarla kolaylıkla ticaret yapılabilinir. E-ticaret: internet bağlantıları üzerinden bilgilerin, servislerin ve ürünlerin alım, satım ya da değişim süreçlerini içeren işlemlerdir. (Turban,2002:5) E-ticarette interneti destekleyen unsurlar: telefon, faks, televizyon, intranet, wap ve uydu alıcıları olarak belirlenebilir. E-ticaret çalışmalarının başlatılmasındaki ana hedefler şu başlıklar altında ele alınabilmektedir:

  • İşletmenin çalışma hayatına devam edebilmesini sağlamak
  • Yeni gelir kaynakları elde etmek
  • Pazar payını arttırmak
  • Maliyetleri düşürmek
  • Ürün ve servis için kullanılan süreyi kısaltmak
  • Tedarik zincirini geliştirmek
  • Global erişilebilir olmak
  • Müşteri hizmetlerini ve iletişimi kolaylaştırmak
  • Hizmet kalitesini yükseltmek
  • Müşteri sürekliliğini sağlamak (Dolanbay, 2000: 33)

 

E-Pazarlamada, internet üzerindeki potansiyel müşteriler tanımlanır, çeşitli yollarla onların dikkati çekilir ve daha sonra bu hedef kitle ile iletişime girilip mal ve hizmetler sunularak kişiye özel kampanyalar gerçekleştirilir. E-pazarlamanın özellikleri arasında katalog yönetimi, içerik yönetimi, kişiselleştirme, birebir pazarlama ve müşteri segmentasyonu yer almaktadır. E-Pazarlama yapabilmek için iki yol bulunmaktadır. Birincisi Katalog mantığında ürün sergilenebilecek bir web sitesi, diğeri ise, pazarlanan ürünün sergilenebileceği bir E-Ticaret sitesidir.

3.3. Markanın Elektronik Ortama Taşınması

İşletmelerin hızla değişen dünyaya ayak uydurabilmesini ve çalışma hayatına devam edebilmesini sağlamak amacıyla, mevcut markalarının elektronik ortama taşınması kaçınılmaz bir durumdur. 1 Ocak 1957 tarihinden beri yürürlükte olan 6762 sayılı “Türk Ticaret Kanunu” nun değişim tasarısında dikkati çeken en önemli noktalardan birtanesi de şirketlerin elektronik ortama taşınmasının zorunlu hale getirilmesidir. Markanın elektronik ortama taşınması için şirketin öncelikle bir websitesi, elektronik imza ve e-ödeme alt yapılarını oluşturması gerekmektedir.

3.4. İnternette Marka Oluşturma Süreci ve Müşteriye Ulaşma

1995 yılında marka olmuş bir websiteye sahip olmak çok lüks bir durumken; bugün kaliteli bir değer ile özdeşleşen marka olmuş bir websitesi bir firmanın sahip olabileceği en değerli ve en gerekli varlıklardan biridir. (Levine,2003:166) Amaç internette marka yaratmak ya da var olan bir markanın güçlendirilmek istenmesi olabilir. Her iki durumda da güçlü bir websitesine sahip olmak gerekmektedir. Bunun için öncelikle markayı iyi tanımlayan, tüketiciye verilmek istenen mesajı kapsayan, kullanılabilir bir domain ismi satın alınmalıdır. İsim satın alınmadan önce kullanılabilirliği kontrol edilmeli ve akılda kalıcı bir isim seçilmelidir.

Bu domaine güçlü bir website oluşturup, gerek site içerisine sağlanan yararlı bilgiler ile gerekse e-reklamcılık ve buna benzer faaliyetler ile arama motorlarında üst sıralara çıkmak hedeflenmelidir. Siteye gerekli ziyaretçi trafiği sağlandıktan sonra ise müşteri memnuniyeti ve katılımcılığı açısından güvenlik sorunları giderilmeli, karşılıklı iletişim ihmal edilmemelidir.

3.5. Elektronik Marka Yönetiminin Başarılı Olabilmesi İçin Gereken Unsurlar

İnternet sektörünün kendine has özellikleri ile birlikte, internette marka oluşturmak ve onu tutundurmak için gereken bazı unsurlar vardır. (Dereli ve Baykasoğlu,2007:233)

3.5.1. Karşılıklı Etkileşim (İnteraktiflik)

İnternet, televizyon ve radyodan farklı olarak tüketicilere işletmenin sunmuş olduğu ürün ve hizmetler konusunda karşılıklı iletişim imkânı vermektedir. Bu da pazarlama konusunda büyük avantajlar sağlamaktadır. Aynı zamanda bu karşılıklı iletişim sayesinde web sitesine giren kullanıcıların kaydı alınarak, demografik özellikleri belirlenebilmektedir.

3.5.2. Kişiye Özel Üretim

Günümüzde tüketici isteklerinin kişiselleşmesi, kişiye özel pazarlama kavramını ortaya çıkarmaktadır. Karşılıklı etkileşim içinde müşterinin ne istediği belirlenip ona uygun mal ve hizmetler sunulabilmektedir.

3.5.3. Zengin İçerik

İnternet bilgi sağlamaya yönelik bir ortamdır ve elektronik ticaretlerin başlangıcında şirketler sitelerinde kendileri ve ürünleri hakkındaki bilgi verirler. Bunun dışında da kullanıcıların yararına olan bilgiler arttıkça, web sitesini ziyaret eden kullanıcı sayısının da arttığı ve pazar başarısının bunlara paralel olarak arttığı görülmüştür.

4.5.4. E – Reklam

İnternet üzerinden banner, e – posta ve sponsorluk e – reklamcılıkta en çok kullanılan yöntemlerdir. Kullanıcıların dikkatini çekecek şekilde hazırlanan ve bilgiye ulaşmak için sadece bir tıklama gerektiren e – reklamlar, internet ortamında hem reklam verenlere hem de kullanıcılara kolaylık sağlamaktadırlar.

3.5.5. E – Pazar Araştırmaları ve E – Promosyonlar

İnternet ortamında, sadece bir tıklama ile milyonlarca bilgiye ulaşılabilinir. Aynı şekilde pazar ve pazarlama araştırmaları da geleneksel usullerin aksine kolaylıkla vedüşük maliyetle yapılabilinir.

3.5.6. E – Müşteri İlişkileri

Teknolojinin ilerlemesi ve rekabetin artması, müşterileri avantajlı konuma getirmiş ve müşteri odaklı çalışma önem kazanmıştır. Şirketlerin interneti bünyelerine almaları, yenilikleri takip edebilmelerine ve veri tabanınan dayalı müşteri ilişkileri yazılımları sayesinde da etkin bir müşteri ilişkileri uygulayabilmelerine olanak sağlamaktadır.

3.5.7. E – İletişim

İnternet sayesinde işletme ve müşteri arasındaki bağlar gittikçe güçlenmektedir. İyi yapılandırılmış bir websitesi, internet üzerinde güçlü bir pazarlama ve iletişim stratejisi olarak görülür.

3.5.8. Güvenilirlik – Güvenlik

E-marka güvenilirliği, markanın ismine, kişisel bilgilerin gizli tutulmasına ve genel güvenlik önlemlerine göre farklılıklar göstermektedir. Daha önceden bir tecrübe yaşanan tanınmış markalar ön plana çıkmaktadır.

3.5.9. Teknolojik  Alt yapı

E – marka yönetiminin başarıya ulaşması, müşteri ilişkilerinin kesintisiz olarak sürdürülmesi için teknolojik altyapı çok önemlidir. Şirketler başarılı bir e-marka yönetimi için internet üzerinde meydana gelebilecek güvenlik sorunlarına dikkat etmeli, gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek için kendini sürekli yenilemelidir.

 

SONUÇ

Günümüzde tüketiciler için marka ürünler kullanmak ve daha çok markanın onlara sağladığı ayrıcalıklardan faydalanmak çok önemlidir. Bu sebeple iletişim teknolojisinin gelişmesi ile birlikte küreselleşen dünyada, başarılı bir markaya sahip olabilmek kaçınılmaz bir durumdur. İnsanların piyasada tutunabilmek için birbirleri ile yarıştığı şu günlerde, bir markanın ortaya çıkarılması değil; onun tüketiciler tarafından benimsenmesi ve kalıcı olması gerçekten zordur. Marka insanların aklında iyi bir imaj etkisi bıraktığı zaman piyasada tutunmayı başaracaktır.

Markanın başarıya ulaşması için iletişim çok önemlidir. Çünkü iletişim olmadan markanın tüketiciler ile buluşturulması imkânsızdır. Bu noktada internet devreye girmektedir. Küresel dünyaya açılan büyük bir kapı olan internette müşterilerin her türlü ihtiyacını karşılayacak güçlü bir websitesi oluşturmak gerekmektedir. Kişisel pazarlamanın oldukça önem kazandığı bu dönemde internet, tüketicilere ulaşmanın ve onlarla iletişimin daha kolay bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktadır. Teknolojik alt yapının sağlam olması ve şirketin sürekli olarak kendini yenilemesi internet üzerinde oluşturulan markanın başarıya ulaşması için olmazsa olmaz bir kuraldır. Amaç markanın daha fazla insanla buluşturulması olsa da, eski müşterilerin kaybedilmemesi için de çaba harcanmalıdır. Çünkü markanın yeni müşteriler ile buluşturulmaya çalışılması daha çok zaman ve masraf gerektirmektedir. Sunulan ürün ve hizmet ne olursa olsun, sıkı rekabet ortamından dolayı avantajlı konumdaki müşteri esas alınmalı ve müşteri odaklı çalışılmalıdır.


 

 

 KAYNAKLAR

 

AAKER, D. (1996): Building Strong Brands, Free Press, Newyork (DERELİ, T., BAYKASOĞLU, A. (2007):   Toplam Marka Yönetimi, Hayat Yayıncılık, İstanbul)

 

ADAMSON, A. P. (2006): BrandSimple How the Best Brands Keep it Simple and Succeed, Palgrave Macmilian, 1. Baskı, New York

 

CERİTOĞLU, A.B. (2005), “Markanın Gerçek Konumu: Tüketici Algısı”, Marka Yönetimi Sempozyumu, TMMOB Makine Mühendisleri Odası, Gaziantep, 14-15 Nisan.

 

DOLANBAY, Coşkun, (2000): Yeni Ekonomide Başarının Anahtarı E – Ticaret Strateji ve Yöntemleri, Meteksan Sistem Yayınları, Birinci Baskı, Ankara. 

 

ELİTOK, B. (2003), Hadi Markalaşalım, Sistem Yayıncılık, İstanbul

 

ER, H. (2009): Marka Yaratmada İnternet, 2009

 

EYMEN, U. A. (2007): Marka Nedir?, Kaliteofisi Yayınları, 2009

 

EYMEN, U. E. (2007), Marka Yaratmanın Yolları, Kaliteofisi Yanınları,2009

 

GEDİK, H. (2001) “Neden Marka?”, Patent & Marka Dünyası, Yıl:3, Sayı:11, (Bedük, A., Marka İmajı Ve İhracata Etkileri),2009

 

KARAHASAN, F. (2009): Kriz Dönemleri ve Reklam,2009

 

KIRDAR, Y., Marka Stratejilerinin Oluşturulması;Coca-Cola Örneği,2009

 

KOTLER, P., ARMSTRONG, G., WONG, V. (1999): Principles of Marketing, Prentice Hall Europe, İkinci    Baskı, New Jersey

 

LEVINE, M. (2003): A Branded World, Adventures in Public Relations and Creation of Superbrands, WILEY, New Jersey

 

LINDSTRÖM, M., ANDERSEN, F.T. (2000): Brand Building On The Internet, Hardie Grant Books, 3. Baskı, Londra

 

MARANGOZ, M. (2006):” Tüketicilerin Marka Fonksiyonunu Algılamaları İle Satın Alma Sonrası Davranışları Arasındaki İlişki” D.E.Ü.İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt:21 Sayı, ss.107 – 128,2009

 

MUCUK, İ.(1990): Pazarlama İlkeleri, Der Yayınları, İstanbul 

 

RIO, A.B., VAZQUEZ, R. ve V. IGLESIAS (2001), “The Effects of Brand Associations on Consumer Response”, Journal of Consumer Marketing, 18 (5), 410-425.

 

SHERWİN, G. and AVILA, E. (1999): A Brief History Of Branding

 

TURBAN, Efraim, (2002): Electronic Commerce A Managerial Perspective, İkinci Baskı, Prentice Hall 

 

USLU, A., ERDEM, Ş., TEMELLİ, A. (2006 -07): İşletmelerin Tüketici Odaklı Marka Stratejisi, İTO Yayınları, İstanbul

 

YAMANKARADENİZ, K., (2009): Marka Olma Sanatı,2009

 

 

 

 

 

Mart 31st 2010 Pazarlama

Muhasebe – Muhasebe Standartları

5 Comments »

MUHASEBE STANDARTLARI

Muhasebe standartları, özellikle finansal raporların tam ve doğru bir şekilde hazırlanması için son derece önemlidir. Muhasebe standartları olmadan, finansal raporları analiz etmekle yükümlü olan kişiler, o şirkete ait muhasebe kurallarını öğrenmek durumunda kalacaklardı ve firmalar arası karşılaştırma yapmak son derece zor olacaktı.

Bugün kullanılan muhasebe standartları, “Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri (Generallay Accepted Accounting Principles)”ne dayanmaktadır. Bu ilkeler “genel kabul görmüş” ilkelerdir, çünkü konu ile ilgili otoriter kuruluşlar bu ilkeleri oluşturmuş ve muhasebe topluluğu tarafından kabul görmüştür.

ABD Sermaye Piyasası Kurulu

ABD Sermaye Piyasası Kurulu (U.S. Securities and Exchange Commission – SEC), ticaret yapan şirketler için muhasebe standarları oluştuma otoritesi olan ABD’nin düzenleyici bir devlet kuruluşudur. ABD Sermaye Piyasası Kurulu’nun başkanı, ABD Devlet Başkanı tarafından atanır. ABD Sermaye Piyasası Kurulu kurulmadan önce muhasebe ile ilgili standart belirleyen herhangi bir kurul mevut dedğildi.

Muhasebe Prosedürleri Komitesi

Muhasebe Prosedürleri Komitesi (Committee on Accounting Procedure – CAP),  1939 yılında ABD Sermaye Piyasası Kurulu tarafından teşvik edilmiş olup Amerikan Muhasebeciler Enstitüsü (the American Institute of Certified Public Accountants – AICPA) tarafından kurulmuştur. 1939’dan 1959’a kadar, Muhasebe Prosedürleri Komistesi 51 adet “Muhasebe Araştırma Bülteni(Accounting Research Bulletins)” yayınlamıştır. Muhasebe Prosedürleri Komistesi, muhasebe ile ilgili spesifik problemlerin çözümü dışında genel bir muhasebe standartı belirlemekte çok başarılı olamamıştır.

Muhasebe İlkeleri Kurulu

1959 yılında Amerikan Muhasebeciler Enstitüsü, Muhasebe Prosedürleri Komitesi yerine Muhasebe İlkeleri Kurulu’nu (Accounting Principle Board – APB) kurdu. Bu kurul 1973 yılında feshedilene kadar 31 görüş 4 rapor yayınladı. Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri’de bu görüşlerden ortaya çıkmıştır. Muhasebe İlkeleri Kurulu, yapısı ve bazı tartışmalı konulardaki pozisyonundan ötürü eleştirilmiş ve 1971 yılında bu kurulun yeniden değerlendirilmesi için Wheat Comitte kurulmuştur.

Finansal Muhasebe Standartları Kurulu

Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (Financial Accounting Standarts Board – FASB),  Wheat Committee, Muhasebe İlkeleri Kurulu’nun feshedilip yerine bir yapının kurulmasını tavsiye etmiştir. Bu yeni yapı 1973 yılında yürürlülüğe girmiş ve 3 organizasyondan oluşmuştur;

  1. Finansal Muhasebe Vakfı (Financial Accounting Foundation – FAF)
  2. Finansal Muhasebe Standartları Kurulu
  3. Finansal Muhasebe Standartları Danışma Konseyi (Financial Accounting Standarts Advisory Council – FASAC)

Bu 3 organizasyon içinden birincil organizasyon Finansal Muhasebe Kurulu’dur. Finansal Muhasebe kurulu, Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerini tanımlayan birçok rapor yayınlamıştır.

Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi

Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi (International Accounting Standards Committee – IASC), dünya çapındaki muhasebe standartlarının uyumluluğunu sağlamak için gerekli olan uluslararası işbirliğini teşvik etmek amaçlı olarak kurulmuştur. 2001 yılında, Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi  feshedilip yerine Finansal Muhasebe Standartları gibi bağımsız bir organizasyon olan Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (International Accounting Standards Board – IASB) kurulmuştur.

Devlet Muhasebesi Standartları Kurulu

Devlet ve yerel yönetim birimlerinin finansal tabloları direkt olarak firmaların tablolarıyla karşılaştırılabilir standartta değildir. 1984 yılında, Devlet Muhasebesi Standartları Kurulu (Governmenteal Accounting Standards Board – GASB), devlet ve yerel yöntemlerin mali tablolardaki standartlarını belirlemek için kurulmuştur. Devlet Muhasebesi Standartları Kurulu, model olarak Finansal Muhasebe Standartları Kurulu’nu baz almıştır.

Temmuz 28th 2009 Muhasebe

Muhasebe – Mali (Finansal) Tablolar

1 Comment »

MALİ (FİNANSAL) TABLOLAR

İş raporları, finansal tablolar (financial statements) şeklinde periyodik olarak yayınlanmaktadır. Genel  Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri, aşağıdaki dört mali tabloyu gerektirir;

  • Bilanço: (Balance Sheet) Firmanın o andaki finansal pozisyonunu gösteren hesap özeti
  • Gelir Tablosu: (Income Statement) Belirli bir süre içindeki gelirin giderlerden farkıdır.
  • Öz Kaynaklar Değişim Tablosu: (Statement of Owners’ Equity) Dağıtılmamış karlardaki değişimlieri gösterir.
  • Nakit Akış Tablosu: (Statement of Cash Flows)

Bilanço

Bilanço (balance sheet), aşağıdaki temel muhasebe modeline dayanır;

Varlıklar (Assets) = Yükümlülükler (Liabilities) + Özsermaye (Owners’ Equity)

Varlıklar (assetes), dönen varlıklar (current assets) ve duran varlıklar (fixed assets) olarak sınıflandırılır. Dönen Varlıklar; hızlı ve kolay bir şekilde nakte çevirilebilen varlıklardır. Bazen satın alma fiyatı üzerinden yapılan indirimde dönen varlık olarak kabul edilebilir. Dönen Varlıklar; nakit (cash), alacaklar (accounts receivable), satılmaya hazır menkul kıymetler (marketable securities), alacak senetleri (notes receivable), envanter (inventory) ve peşin ödenmiş sigorta gibi peşin ödenmiş (prepaid assets) varlıklardır.  Duran Varlıklar; arazi (land), inşaatlar (buildings) ve ekipmanlardır (equipments). Bu tip varlıklar, pazar değerinin altında olan ilk alış maliyeti (historical cost) baz alınarak kayda geçer.

Yükümlülükler (liabilities), firmanın varlıklarının kreditörler tarafından tahsil edilen kısmını temsil ederler. Yükümlükler de, kısa vadeli borçlar (current liabilities) ve uzun vadeli borçlar (non-current liabiliries) olarak ikiye ayrılırlar. Kısa Vadeli Borçlar; ödenecekler (accounts payable), borç senetleri (notes payable), ödenecek faiz (interest payable), ödenecek ücret ve maaşlar (wage payable), ödenecej vergiler (tax payable)den oluşur. Uzun Vadeli Borçlar; ipotek borçları (mortgages payable), ödenecek tahviller (bonds payable) gibi 12 aydandan sonra ödenecek borçlardan oluşur.  Firmanın kreditörleri, firmanın ilk hak sahipleridir; firma işten geri çekilmeden önce ilk ödemeler kreditörlere yapılır.

Özsermaye (Owners’ Equity), bir işletmenin varlıkları ve yükümlülükleri arasındaki farktır. “Özsermaye” kavramı muhasebedeki “sermaye (capital)” kavramından farklıdır. Sermayenin muhasebedeki anlamı, işe başlandığı zaman müteşebbisin işletmeye koyduğu iktisadi değerler toplamıdır. Muhasebe tekniğinde sermaye işletme sahip veya sahiplerinin işe başlama tarihinde işletmeye koydukları iktisadi kıymetleri gösteren bir hesabın adıdır. Buna karşılık özsermaye ise söz konusu kişilerin koydukları iktisadi kıymetlerin belli bir tarihteki miktarını göstermekte olup bu miktar işletmenin faaliyetine bağlı olarak değişmektedir. Öz sermayenin dinamikliğine karşın, sermaye hesabı bilançonun pasifinde statik bir kalem olarak yer almaktadır. Ferdi işletmelerde sermaye hesabında gösterilen meblağlar kolaylıkla azaltılıp çoğaltılabilmesine rağmen uygulamada fazla değiştirilmemektedir. Ticaret şirketlerinde ise sermayenin arttırılması veya azaltılması ancak Ticaret Kanunu ve (sermaye piyasası mevzuatına tabi şirketlerde) Sermaye Piyasası kanunu hükümlerine göre gerçekleştirilebilmektedir.

 

Gelir Tablosu

Gelir tablosu (income statement), işletmenin belirli bir dönem içindeki operasyonlarının sonucunu sunar. Geliri tanımlamak için gerekli eşitlik aşağıdaki gibidir;

Net Gelir (Net Income) = Gelirler (Revenues) – Giderler (Expenses)

Burada gelirler (revenue), firmanın teslimat-dağıtım, üretim, kiralama gibi operasyonlarından elde edilen kazançları temsil eder. Giderler (expenses) ise, bu operasyonlarla ilgili giderleri temsil eder.

Operasyonlardan elde edilen gelirler, gelirlerin diğer formasyonları şeklinde ayrılabilirler. Burada gelir şu şekilde tanımlanabilir;

Net Gelir = Gelirler (Revenues) – Giderler (Expenses) + Kazançlar (Gains) + Kayıplar (Losses)

Burada kazançlar (gains), sermaye kazançlarını (capital gains), kayıplar ise doğal felaketler gibi beklenmedik durumlardan kaynaklanan sermaye kayıplarını (capital losses) temsil eder.

 

Özkaynaklar Değişim Tablosu

Özkaynaklar Değişim Tablosu (Statement of Owners’ Equity, Equity Statement), . ilgili dönemde özkaynak kalemlerinde meydana gelen artış veya azalışları bir bütün olarak gösteren tablodur. Özynaklar, bilanço üzerinde gösterilir ve genellikle gelir ve karpaylarından (dividends) etkilenir. Böylece, Özkaynaklar Değişim Tablosu, Gelir Tablosu’ndaki bilgileri kullanır ve Bilanço’ya bilgi sunar. Özkaynaklar değişim tablosunun düzenleniş amacı; özellikle sermaye şirketlerinde dönem içinde özkaynak kalemlerinde meydana gelen değişmelerin topluca gösterilmesini sağlamaktır.

 

Nakit Akışı Tablosu

Tahakkuk usulü muhasebe (accrual accounting) sistemine göre, bir firma kar yapmasına rağmen nakit sıkıntısı yaşayabilir. Nakit Akışı Tablosu (Statement of Cas Flows), firmanın faturalarını ödeyip ödeyemeyeceğini değerlendirmek açısından son derece kullanışlıdır. Belirlenen süre için nakit akışı tablosu aşağıdaki bilgileri sunar;

  • Nakitin kaynağı
  • Nakitin kullanımı
  • Nakit bakiyesindeki değişim

Nakit akışı tablosu, firmanın yürüttü bütün alım-satım işlemlerinin analizini temsil eder ve firmanın nakiti nerden bulduğunu ve bu nakit ile ne yapıldığını raporlar. Nakit akışı tablosu, nakitin kaynak ve kullanım alanını 3 başlık halinde inceler;

  • Operasyon aktiviteleri
  • Yatırım aktiviteleri
  • Finansman aktiviteleri

Nakit akışı tablosunda kullanılan bilgiler, dönem başı ve dönem sonundaki bilançolardan ve gelir tablolarından elde edilir.

 

Temmuz 27th 2009 Muhasebe

Muhasebe – Kapanış Kayıtları

1 Comment »

KAPANIŞ KAYITLARI

Gelir, harcama ve kar payı hesapları, dönem sonu sıfılanan ve yeni döneme sıfır bakiye ile başlayan geçici hesaplardır. “Kapanış Kayıtları (closing entries)”, yukarıdaki geçici hesapların bakiyelerini kalıcı hesaplara transfer etmek için kullanılan yevmiye defteri kayıtlarıdır.

Kapanış kayıtları yapıldıktan sonra, geçici hesap bakiyeleri dağıtılmamış karlarda (retained earnings) yansıtılır. Fakat, genellikle “Gelir Özeti (income summary)” isimli bir ara hesap yaratılır. Gelirler ve harcamalar, bu Gelir Özeti hesabına transfer edilir ve buradaki bakiye, firmanın o dönemdeki net gelirini gösterir. Daha sonra Gelir Özeti hesabı dağıtılmamış karlara devreder.

Ard arda gelen kapanış süreci aşağıdaki gibidir;

1.  Gelir hesabı (revenue account) kapatılıp Gelir Özeti hesabına devreder.

2.  Gider hesabı (expense account)kapatılıp Gelir Özeti hesabına devreder.

3.  Gelir Özeti hesabı kapatılıp dağıtılmamış karlara devreder.

4.  Kar payları (dividends) kapatılıp dağıtılmamış karlara devreder.

Yukarıda saymış olduğumuz süreç aşağıda tablolar ile gösterişmiştir. Eğer kapatılacak birçok hesap varsa; kapanış kayıtları, bileşik yevmşye kaydı şeklinde olabilir. Örneğin, kapatılacak onlarca hatta yüzlerce gider hesabının olması gibi.

 

1.     Gelir Hesabının Kapatılıp Gelir Özeti Hesabına Devretmesi

Gelir hesabının bakiyesi, o muhasebe dönemine ait toplam gelirdir. Gelirin (revenue), gelir hesaplanmasındaki (income calculation)  parçalardan birisi olmasından ötürü, muhasebe periyodunun son gününde gelir hesabı kapatılıp gelir özeti hesabına aşağıdaki gibi devreder;

TARİH HESAPLAR BORÇLAR ALACAKLAR
gg /aa Gelirler XXXX,XX  
 

Gelir Özeti

  XXXX,XX

 

Gelir hesabı kapatıldaktan sonra bakiyesi sıfırlanır ve yeni muhasebe dönemi için hazır hale gelir.

 

2.     Gider Hesabının Kapatılıp Gelir Özeti Hesabına Devretmesi

Aynı gelirler gibi giderler de(expenses) gelir hesaplamasının bir parçası olmasından ötürü, muhasebe periyodunun son  gününde gider hesabı kapatılıp gelir özeti hesabına aşağıdaki gibi devreder;

TARİH HESAPLAR BORÇLAR ALACAKLAR
gg /aa Gelir Özeti XXXX,XX  
 

Harcamalar

  XXXX,XX

 

Kapatma işleminden sonra, gider hesap bakiyesi sıfırlanır ve yeni muhasebe dönemi için hazır hale gelir. Bu noktada; gelir özeti hesabının alacaklar kolonu, firmanın yeni muhasebe dönemi için gelirlerini temsil eder, borçlar kolonu ise giderlerini temsil eder, bakiye ise firmanın ne t gelirini temsil eder.

 

3.     Gelir Özeti Hesabının Kapatılıp Dağıtılmamış (Birikmiş) Karlara Devretmesi

Firmanın dönem sonundaki ne karı veya zararı firmanın sermayesine eklenir veya sermayesinden düşer. Firmanın dağıtılmamış (birikmiş) karlar hesabı (retained earnings), her muhasebe dönemi sonunda net gelirin eklenmesiyle biriken bir sermaye hesabıdır. Gelir Özeti hesabı, dağıtılmamış (birikmiş) karlar hesabına şu şekilde devreder;

TARİH HESAPLAR BORÇLAR ALACAKLAR
gg /aa Gelir Özeti XXXX,XX  
 

Dağıtılmamış Karlar

  XXXX,XX

 

4.     Kar Paylarının Kapatılıp Dağıtılmamış (Birikmiş) Karlara Devretmesi

Muhasebe dönemi boyunca süren her sermaye çekişi (kar payı ödemeleri), sermaye hesabının bakiyesini düşürür. Böylece, geri çekişler dağıtılmamış karlara aşağıdaki gibi devreder;

TARİH HESAPLAR BORÇLAR ALACAKLAR
gg /aa Dağıtılmamış Karlar XXXX,XX  
 

Kar Payları

  XXXX,XX

 

Kapanma işlemininden sonra, kar payı hesabının bakiyesi sıfırlanır ve yeni muhasebe dönemine hazır hale gelir.

 

Diğer yevmiye defteri kayıtları gibi, kapanış kayıtlarıda doğru büyük defter (defter-i kebir) hesabına geçirilir. Bütün geçirilme işlemleri tamamlandıktan sonra, sadece büyük defterdeki kalıcı hesaplar sıfırdan farklı bir bakiyeye sahiiptir. Bütün işlemler gerçekleştirildikten sonra mizan (borç ve alacak yekunlarının karşılaştırılması işlemi) (trial balance) sayesinde hesaplarda bir hata olup olmadığı kontrol edilir.

Temmuz 25th 2009 Muhasebe

Muhasebe – Düzenleyici Yevmiye Kayıtları

1 Comment »

DÜZENLEYİCİ YEVMİYE KAYITLARI

Muhasebe Dönüşümü Süreci’nde, bazı ticari faliyetler anında alım-satım işlemi kaydına neden olmayabilir. Bunlar, gerçekleştiği muhasebe periyodunda harcamaları ve gelirleri eşleştirmek için “Düzenleyici Yevmiye Kayıtları (adjusting entries)” tarafından düzenlenir. Düzenlemeler, temelde 2 ye ayrılır;

 

1.     Tahakkuklar (Accruals)

Tahakkuklar (tahakkuklar), gerçekleşip henüz kayda geçmemiş gelirler veya harcamalardır.  Örneğin; faiz geliri bir muhasebe periyodunda elde edilmesine rağmen, bu faiz gelirinden elde edilen gerçek nakit ödeme bir sonraki muhasebe döneminin başlangıcında yapılır. İşte tam bu noktada, düzenleyici yevmiye kayıtlar,ı bu faiz gelirinin gerçekleştiği yani tahakkuk ettiği muhasebe döneminde tanınmasını sağlar.

2.     Ertelemeler (Deferrals)

Ertelemeler (deferrals), kayda geçmiş fakat ileri bir tarihe ertelemeye ihtiyaç duyan gelir ve harcamalardır. Örneğin; sigorta primi, bir sonraki muhasebe döneminin sigorta kavürü için bir önceki muhasebe döneminde ödenir. Buradaki erteleme girişi, bu dönemdeki sigorta harcamasının sonraki dönemdeki sigorta kavürü için olduğunu gösterir.

 

Düzenleyici Yevmiye Kayıtları Nasıl Yapılır?

Düzenleyici yevmiye kayıtları da sıradan bir yevmiye kaydı gibi yapılır. Aşağıda, tahakkuklar ve ertelemeler için bir düzenleyici yevmiye kaydı örneği görebilirsiniz;

 

Tahakkuk Kalemler

Faiz geliri tahakkukunun bir tahhuk kalem örneğini olduğunu kabul edersek, yevmiye kaydı aşağıdaki gibi olur;

 

Faiz Tahakkuku İçin Düzenleyici Kayıt

TARİH HESAPLAR BORÇLAR ALACAKLAR
gg/aa Faiz Alacağı XXXX,XX  
 

Faiz Geliri

  XXXX,XX

 

Yukarıdaki girişin kaydı, faiz gelirinin elde edildiği periyodun sonunda olmaludur. Düzenleyici yevmiye kaydı, bu faiz gelirinin ödemesi bir sonraki dönemde olacağı için gereklidir. Düzenleyici yevmiye kaydı, aynı diğer yevmiye kayıtlarında olduğu gibi büyük defter yani defter-i kebire geçirilir.

Gelecek muhasebe döneminde, faiz gelirinden ötürü elde edilen nakit alındığında, yevmiye defteri kaydı aşağıdaki gibi olur;

 

Faiz Geliri Elde Edildiği için Yapılan Yevmiye Defteri Kaydı

TARİH HESAPLAR BORÇLAR ALACAKLAR
gg/aa Nakit XXXX,XX  
 

Faiz Alacağı

  XXXX,XX

 

Ertelenen Kalemler

Ertelenenler için yevmiye defteri kaydı , varlık veya yükümlülük hesaplarında zaten yapılmıştır ve düzenleyici yevmiye kaydı, bakiyelerin gelir veya harma hesaplarına bir sonraki muhasebe döneminde transferi için yapılır. Bir firmanın, bir sonraki muhasebe dönemine ait sigorta kavürü için bu dönemde sigorta primini ödediğini farzedelim. Burada, yevmiye defteri kaydı aşağıdaki gibi olacaktır;

Peşin Ödemeli Sigorta için Yevmiye Defteri Kaydı

TARİH HESAPLAR BORÇLAR ALACAKLAR
gg/aa Peşin Ödenmiş Sigorta XXXX,XX  
 

Nakit

  XXXX,XX

 

Sonraki muhasebe döneminde, sigorta kavürü aktif hale geldiğinde, düzenleyici yevmiye kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.

 

Peşin Ödemeli Sigorta için Düzenleyici Yevmiye Kaydı

TARİH HESAPLAR BORÇLAR ALACAKLAR
gg/aa Sigorta Harcaması XXXX,XX  
 

Peşin Ödenmiş Sigorta

  XXXX,XX

 

Tek bir ertelenmiş kalem için, kelemin tanındığı sonraki muhasebe dönemlerinde birçok düzenleyici yevmiye kaydı yapılabilir.

Temmuz 24th 2009 Muhasebe

Muhasebe – Mizan

1 Comment »

MİZAN

Çift Girişli (Taraflı) Muhasebe Yöntemi’nin en temel kuralı; borçlar toplamı ile alacaklar toplamının birbiren eşit olmasıdır. Bu kuraldan yola çıkarak, eğer borçlar, alacaklara eşit olmazsa, ortada bir hata var demektir. İşte “Mizan (alacak ve borç yekunlarının karşılaştırılması)” (trial balance), bu tip hataların bulunması için kullanılır.

Mizan, Büyük Defter yani Defter-i Kebir’deki bütün hesap bakiyelerinin toplanması ile hesaplanır. Hesap bakiyelerinin kullanılmasının sebebi; bakiyelerin, borç ve alacakların net etkisinin görüldüğü yer olmasıdır. Mizanı hesaplamak için aşağıdaki gibi bir tablo oluşturulur;

 

                 Mizan Hesaplaması

Hesaplar

Borçlar

Alacaklar

Hesap 1 XXXX,XX  
Hesap 2 XXXX,XX  
Hesap 3 XXXX,XX  

-

   

-

   

-

   
Hesap 4   XXXX,XX
Hesap 5   XXXX,XX
Hesap 6   XXXX,XX
   

-

   

-

   

-

Toplam XXXX,XX

XXXX,XX

 

Yukarıdaki mizanda, 1,2,3 no’lu hesaplar, net borçlardır ve 4,5,6 no’lu hesaplar da net alacaklardır. Borçların toplamı ile alacakların toplamı eşit olmak zorundadır. Eğer eşit olmazsa, muhasebe dönüşümü sürecinde bir hata var demektir. Mizanda ortaya çıkabilecek hatalar genellikle şunlardır;

1.       Kolonların Toplamının Yanlış Hesaplanması: Burada dikkat edilmesi gereken nokta; kolonları alt alta toplarken, toplama işleminde hata yapılmaması gerektiğidir.

2.       Hesap Bakiyelerinin Yanlış Mizan Kolonuna Yerleştirilmesi: Burada dikkat edilmesi gereken nokta; hesap bakiyelerini, mizana geçirirken borçların borçlar kolonuna, alacakların da alacaklar kolonuna doğru bir şekilde yazılmasıdır.

3.       Bir Hesabın Unutulması yada Atlanması: Burada dikkat edilmesi gereken nokta; hiç bir hesabı unutmadan mizana girişini yapmak.

4.       Hesap Bakiyesinin Hatalı Olması: Burada dikkat edilmesi gereken nokta; büyük defterden (defter-i kebir) mizana transfer ettiğimiz hesap bakiyelerinin daha önceden doğru bir şekilde hesaplanmış olmasıdır.

5.       Yevmiye Defterinden Büyük Deftere Kaydın Hatalı Transfer Edilmesi: Burada dikkat edilmesi gereken nokta; yevmiye defteri kayıtlarının büyük deftere doğru bir şekilde aktarılmasıdır.

6.       Yevmiye Defterine Girişin Hatalı Yapılması: Burada dikkat edilmesi gereken nokta; yevmiye defterine borç ve alacak girişleri yapılırken tam ve doğru bir şekilde yapılmasıdır.

 

Yukarıdaki  altı maddelik hatalar, mizan da  borçlar ve alacaklar toplamları eşit olmadığı zaman 1 numaralı hatadan başlayarak 6 numaraya kadar tek tek kontrol edilir.

Unutulmaması gereken bir nokta ise; mizanda, borçlar ve alacaklar toplamlarının eşit olması bile 100% hata olmadığının garantisi değildir. Mesela, yevmiye defterine kayıt edilmesi gerektiği halde kayıt edilmeyen bir alım-satım işlemi, mizanın eşit çıkmasına rağmen mizanda da görünmeyecetir. Bu tip hataları mizanda yakalamak oldukça zordur.

Temmuz 23rd 2009 Muhasebe

Muhasebe – Borçlar ve Alacaklar

1 Comment »

BORÇLAR ve ALACAKLAR

Çift Girişli (Taraflı) Kayıt Yöntemi’nde; tek girişli (taraflı) muhasebe sisteminde olduğu gibi, her hesap için tek kolon ve bazı rakamları pozitif-bazı rakamları negatif yazmak yerine, her bir hesap için iki kolon kullanılır ve sadece pozitif rakamlar yazılır. Girişin hesabı arttırması veya azaltması hangi kolonun seçildiğine bağlıdır.  Sol kolona yapılan girişler “borçlar(debits)”, sağ kolona yapılan girişler ise “alacaklar (credits)” olarak adlandırılır.

İki hesap ta işletmenin yürüttü her alım-satım işleminden etkilenir ve bu girişerin bir tanesi borç, diğeri ise alacak olarak girilmelidir. Borç ve alacak olarak girilen miktarlar aynı olmalıdır. Aslında, borçların toplamı alacakların toplamına eşit olduğu sürece, iki hesaptan fazlası kullanılabilir.

Çift girişli (taraflı) muhasebe sistemi, hesapların karşılıklı olarak birbirini denetleme mantığına dayanmaktadır (checks and balances). Bu sistemde borçlar toplamı ile alacaklar toplamı eşit olmak zorunda olduğundan hesaplar karşılaştırılarak, eğer varsa hatanın tespit edilmesi çok kolaylaşmıştır.

Kafa karışıklığını önlemek için,borcun hesabı düşüreceği – alacağın hesabı arttıracağı farzedilen borç ve alacak terimlerinin günlük kullanım manalarını düşünmeyin. Mesela; eğer banka bizim çek hesabımızı alacaklandırırsa, hesabımıza para eklenmiş ve bakiyemiz artmış demektir. Ancak muhasebe terimlerine göre, eğer banka bir firmanın hesabını alacaklandırırsa bu hesap bakiyesinin düşmesi anlamına gelmektedir. Buna ek olarak, borçlar hesabı gibi başka firmanın hesabının alacaklandırılması, bakiyenin artması demektir. Bunlardan dolayı, borçlar ve alacaklar terimlerinde sık sık kafa karışıklığı yaşanmaktadır. Kafa karışıklılığını önlemek için sürekli olarak bir şeyi hatıalamak gerekir; muhasebede, “alacak” ve “kredi” kelimelerini aşağıdaki manalara gelmektedir;

Borçlar; sol kolona kayıt edilir

Alcaklar; sağ kolona kayıt edilir

Günlük dil ile bankacılık dili arasındaki bu uyuşmazlık; banka müşterisinin perspektifine göre, cari hesap bir varlıktır. Bankanın perspektifine göre ise, müşterinin bilançosunda görünen hesap bir yükümlülük (liability) hesabıdır ve yükümlülük hesabı da alacaklanarak artmıştır. İşletme ile ilgilienenler olarak biz, banka terminolojisini kullanmalıyız.

Unutulmaması gereken bir nokta varki; varlık (assets) ve gider (expense) hesapları, borçlar tarafından arttırılır, yükümlülük (liability), özsermaye (equity) ve gelir (revenue) hesapları da alacaklar tarafından arttırılır. Aşağıdaki tablo, hesapların arttırılması ve azaltılmasını grafiksel tablosal olarak göstermektedir.

Borclar ve Alacaklar

 

Temmuz 22nd 2009 Muhasebe

Muhasebe – Büyük Defter (Defter-i Kebir)

No Comments »

BÜYÜK DEFTER (DEFTER-İ KEBİR)

Büyük Defterin Tanımı

Büyük Defter (General Ledger), yevmiye defterlerine kaydedilmiş olan işlemleri buradan alarak sitemli bir şekilde hesaplara dağıtan ve düzenli olarak bu hesaplarda toplayan muhasebe defteridir. Büyük defterin diğer adı da Defteri Kebir‘dir.

Yevmiye defterlerlerine yapılan işlemler tarih ve işlem sırasına göre, belli bir düzenlemeye tabi tutulmadan yazılır. İşletmenin muhasebe işlemlerinin takip ve kontrolü için muhaseebe kayıtlarının hesaplara dağılımının daha düzenli bir şekilde yapılmasını sağlamak ister.. Bu nedenle hesaplardaki hareketliliklerin takip ve kontrolü için ayrı bir deftere ihtiyaç duyarlar. Bu hesaplarda oluşan rakamların sistemli bir şekilde bir araya getirilmesi ve dağıtılması işlevini gören deftere büyük defter (defteri kebir) adı verilir. Büyük defter tutulması zorunlu bir defterdir (VUK madde 182).

Büyük defter muhasebenin sınıflandırma fonksiyonu yerine getiren defterdir. Büyük defterlerden elde edilen rakamlar diğer muhasebe dokümanları için birer kaynak niteliği de taşımaktadır. Bu nedenle büyük defter kayıtlarının muhasebenin sağlıklı yürümesi açısından tutulmasının gerekliliği son derece öenmlidir.

Büyük Defterin Şekli

Büyük defter hesabının en az aşağıdaki bilgileri bulundurması zorunludur:

- Hesabın ismi,
- Yevmiye defteri tarihi,
- Yevmiye defteri madde numarası,
- Borçlu veya alacaklı tutar,
- Açıklama.

Büyük defter örneği:

……………HESABI

Yevmiye tarihi ve numarası

Açıklama

Tutar

Yevmiye tarihi ve numarası

Açıklama

Tutar

 

Tutar

   

Tutar

 

Toplam

   

Toplam

   

Muhasebe işlemlerinde matbu büyük defter yukarıdaki gibidir. Fakat genelde muhasebe işlemlerinin büyük defter kayıtları daha kısa bir şekilde düzenlenebilir. Bizde sitemiz içersindeki derslerde büyük defterleri aşağıdaki şekilde düzenleyeceğiz.

 

BORÇ

………….. HESABI

ALACAK

Tutar

Tutar

Toplam

Toplam

       

 

Büyük Defter Düzenleme Kuralları

  •  Diğer tüm tutulacak defterlerde olduğu gibi, büyük defter kayıtlarının da Türkçe tutulması zorunludur (VUK madde 215)
  • Kayıtlarda Türk para birimi kullanılır (VUK madde 215).
  • Yazma işlemlerinde mürekkepli kalem veya makine kullanılır (VUK madde 216)
  • Yanlış kayıtlarda, yanlış yazılan rakam ve yazı okunacak şekilde çizilir, üst veya yan tarafına veya ilgili bulunduğu hesaba doğrusu yazılarak düzeltilir (VUK madde 217)
  • Kayıtlar arasında boş satır bırakılamaz, satır atlanamaz. Ciltli defterlerde sayfalar ciltten koparılamaz (VUK madde 218)
  • Kayıtlar zamanında yapılır (VUK madde 219)

 

Yevmiye Defteri ile Büyük Defter İlişkisi

Muhasebede, ticari işlemlerin belgelere dayanarak tarih sırası ile, maddeler halinde kaydedildiği deftere yevmiye defteri (Günlük Defter) denir. Bu işlem de hesaplar aracılığıyla yapılır. Aynı tür olaylar aynı hesaplarda toplanır. Oysa tuttuğunuz büyük defter kayıtları size bu bilgiyi sunmaya hazırdır. Eğer bir de yardımcı defteriniz var ise bilginin daha ayrıntılı olmasını sağlayabilirsiniz. Yevmiye defteri bize her muhasebe olayını, olayın olduğu günü kaydetme imkânı verir. Büyük defter ise bu kayıtları sadeleştirilerek özelliklerine göre bir araya toplar. Böylece işletmenin hangi muhasebe olayının sonucunda, hangi amaca ulaştığını, ulaştığı amacın olumlu-olumsuz yanlarını (kâr-zarar gibi) görme ve yöneticilerin sağlıklı kararlar alması, işletmeyi doğru ve başarılı yönetmesini sağlar.

Örnek: İşletme 12.01.2009 tarihinde 3.500 TL nakit parayı bankaya yatırmıştır.

Yevmiye kaydı:

Mad. No

AÇIKLAMA

BORÇ

ALACAK

1

……………………………..12.01.2009………………………………..

102 Bankalar Hesabı

100 Kasa Hesabı

bankaya para yatırılması

 

3.500

 

 

3.500

Büyük defter kaydı:

BORÇ

102 BANKALAR HESABI

ALACAK

3.500

 

3.500

 

       

Yevmiye kaydında 102 bankalar hesabı borç tarafa yazıldığı için, büyük defter de 102 bankalar hesabının borç tarafına kayıt yapılır. Çünkü banka hesabına giriş, yani banka hesabında bir artış oluyor.

BORÇ

100 KASA HESABI

ALACAK

 

3.500

 

3.500

       

Yevmiye kaydında 100 kasa hesabı alacak tarafa yazıldığı için, büyük defter de 100 kasa hesabının alacak tarafına kayıt yapılır. Çünkü kasa hesabından bir çıkış, yani kasa hesabında bir azalış oluyor.

 

Açılış Kaydının Büyük Defterlere Aktarılması

Örnek: HG işletmesi 01.01.2009 tarihinde aşağıdaki varlık ve kaynak hesapları ile kuruluyor. İşletmenin açılış bilançosunu düzenleyerek sermayeyi bulunuz ve işletmenin açılış kaydını yapınız.

100 Kasa Hesabı………………………………………24.000 TL
102 Bankalar Hesabı……………………………….17.000 TL
121 Alacak Senetleri……………………………….36.000 TL
153 Ticari Mallar Hesabı………………………..48.000 TL
252 Binalar Hesabı…………………………………90.000 TL
255 Demirbaşlar Hesabı…………………………35.000 TL
320 Satıcılar Hesabı………………………………70.000 TL
321 Borç Senetleri Hesabı……………………..49.000 TL
400 Banka Kredileri Hesabı……………………33.000 TL
421 Borç Senetleri Hesabı……………………..25.000 TL

  

Açılış Kaydı:

Mad. No AÇIKLAMA BORÇ ALACAK
1

………………………………01.01.2009………………………………..

100 Kasa Hesabı
102 Bankalar Hesabı
121 Alacak Senetleri Hesabı
153 Ticari Mallar Hesabı
252 Binalar Hesabı
255 Demirbaşlar Hesabı

320 Satıcılar Hesabı
321 Borç Senetleri Hesabı
400 Banka Kredileri Hesabı
421 Borç Senetleri Hesabı
500 Sermaye Hesabı

………………….Açılış Kaydının Düzenlenmesi……………

 24.000
17.000
36.000
48.000
90.000
35.000
   70.000
49.000
33.000
25.000
73.000

 

Büyük Defter Kayıtları:

BORÇ 100 KASA HESABI ALACAK
24.000  
   
BORÇ 121 ALACAKAK SENETLERİ HS ALACAK
36.000  
   
BORÇ 252 BİNALAR HESABI ALACAK
90.000  
   
BORÇ 320 SATICILAR HESABI ALACAK
  70.000
   
BORÇ 400 BANKA KREDİLERİ HESABI ALACAK
  33.000
   
BORÇ 500 SERMAYE HESABI ALACAK
  73.000
   
BORÇ 102 BANKALAR HESABI ALACAK
17.000  
   
BORÇ 153 TİCARİ MALLAR HESABI ALACAK
48.000  
   
BORÇ 255 DEMİRBAŞLAR HESABI ALACAK
35.000  
   
BORÇ 321 BORÇ SENETLERİ HESABI ALACAK
  49.000
   
BORÇ 421 BORÇ SENETLERİ HESABI ALACAK
  25.000
 

 

Büyük Defter – Yardımcı Defter Bağlantısı

 İşletmelerde aynı türden muhasebe işlemleri aynı büyük defter hesabına yazılır. Bu nedenle aynı büyük defter hesabına çok sayıda kayıt yapılmak zorunluluğu ortaya çıkabilir. Yardımcı defter kullanımı zorunlu dağildir. İşletmeler isteklerine göre yardımcı defter kullanırlar.

Yardımcı defterler de ana hesap büyük defterleri ile aynı özellikleri taşımaktadır. Yardımcı defter kayıtları da ana hesapların ki gibi yapılır. Yardımcı defterleri kullanmanın en önemli faydası ana hesaplarda göremeyeceğimiz ayrıntıları bize gösterir. Örneğin bankalar hesabını, hangi bankalarda hesabımız varsa o bankaların yardımcı hesabını açarız ve böylece hangi bankada ne kadar para olduğunu ayrı bir şekide görebiliriz.

Örnek: İşletme bankalar hesabının 3 tane yardımcı hesabını açmıştır. Bunlar A bankası, B bankası ve C bankasıdır. Yardımcı hesapların bilgileri aşağıdaki gibidir.

102.01 A Bankası: 20.000 TL
102.02 B Bankası: 12.000 TL
102.03 C Bankası: 38.000 TL

Büyük defter kaydı:

BORÇ 102.01 A BANKASI HESABI ALACAK
20.000  
   

 

BORÇ 102.02 B BANKASI HESABI ALACAK
12.000  
   

 

BORÇ 102.03 C BANKASI HESABI ALACAK
38.000  
   

Bu şekilde 3 bankadaki hesap hareketlerini de ayrı bir şekilde görebiliriz. Eğer bu yukarıdaki gibi yardımcı defter açmasaydık 102 Bankalar hesabı aşağıdaki gibi olacaktır.

BORÇ 102 BANKALAR HESABI ALACAK
70.000  
   

Görüldüğü gibi 102 bankalar hesabını yardımcı defterlere ayırmadığımız zaman sadece bankalarda 70.000 TL olduğunu görüyoruz ama hanfi bankada ne kadar para olduğunu göremiyoruz. Böyle durumlarda işlem sayısı arttıkça daha da karmaşık hale gelerek ayrıntılı bilgilere ulaşmamız zorlaşmaktadır. Bu nedenle yardımcı defterlerin işletmeler ve muhasebe açısından önemi büyüktür.

Temmuz 21st 2009 Muhasebe

Muhasebe – Yevmiye Defteri Girişleri

1 Comment »

YEVMİYE DEFTER (GÜNLÜK DEFTER) KAYITLARI

Yevmiye Defterinin Tanımı

Muhasebede, ticari işlemlerin belgelere dayanarak tarih sırası ile, maddeler halinde kaydedildiği deftere “Yevmiye Defteri (Journal)” veya “Günlük Defter” denir. Yevmiye defterine yapılan her kayıt mutlaka bir belgeye dayanmalıdır. Belgesi olmayan hiçbir işlem kaydedilemez. Yevmiye defterine ilk olarak yeni işe başlayan işletmelerde açılış bilançosu, eskiden beri işe devam eden işletmelerde önceki dönem sonu bilançosunda yer alan bilgiler esas alınarak açılış kaydı yapılır. Böylece hesaplar açılmış olur. Açılış kaydından sonra yapılan parasal işlem ve olaylar tarih sırası ile yevmiye defterine kaydedilir.

Yevmiye defterine kayıt yapılırken hata olursa muhasebe kurallarına göre düzeltme yapılır. Kayıt silme, karalama, sayfa koparma kesinlikle yasaktır ve cezai müeyyidelere tabidir. Yanlış yazılan rakam veya yazının üzeri okunacak şekilde tek çizgi ile çizilir ve üzerine ya da yanına doğrusu yazılır. Yevmiye defteri ciltli ya da yapraklı olabilir. Yevmiye defteri kullanılmadan önce notere tasdik ettirilmesi gerekir. Aksi halde tutulan yevmiye defteri kanunen geçerli sayılmaz. Muhasebe kayıtlarını bilgisayar aracılığı ile tutan işletmeler bilgisayar kağıtlarını defter olarak tasdik ettirirler. Bu durumda yevmiye defteri formatı kullanılan muhasebe paket programına göre değişmektedir.

Muhasebe işlemlerinin defterlere günü gününe kaydedilmesi esas olmakla birlikte en geç 10 gün içinde deftere kayıt yapılmalıdır. Muhasebe kayıtlarını, muhasebe fişlerine dayanarak yürüten işletmelerde en geç 45 gün içinde deftere kayıt yapılmalıdır. Yevmiye defteri, Türk Ticaret Kanunu’na göre ait olduğu yıldan başlayarak 10 yıl, Vergi Usul Kanunu’na göre izleyen yıldan başlayarak 5 yıl süre ile saklanmalıdır.

Yevmiye Defterinin Şekli

Yevmiye defterine muhasebe işlemleri yevmiye maddesi halinde yazılır. Yevmiye defterinde iki çizgi arasında yer alan terimler yevmiye maddesini oluşturur. Yevmiye maddesine kayıt yapılırken önce borçlu hesaplar kaydedilir, daha sonra alacaklı hesaplar kaydedilir. Borçlu hesapların tutarları borç sütununa, alacaklı hesapların tutarları alacak sütununa yazılır. Her yevmiye maddesinin altında işlemi açıklayan kısa bir not yer alır.

Yevmiye defterinde ilk satır bir önceki sayfa toplamının devredildiği toplamların bulunduğu satırdır. Yevmiye defterinin son satırı da sayfa toplamının yazıldığı toplam satırıdır.

Yevmiye Defteri Örneği:

Borçlu
Büyük Defter Sayfa No

Alacaklı
Büyük Defter
Sayfa No

Yevmiye Madde Numarası

AÇIKLAMA

Yardımcı HesapTutarı

Borçlı Hesap Tutarı

Alacaklı Hesap Tutarı

     

……………..Tarih………………

Borçlu Hesap

Alacaklı Hesap

 

……………Açıklama…………..

     

Muhasebe işlemlerinde matbu yevmiye defteri yukarıdaki gibidir. Fakat genelde muhasebe işlemlerinin yevmiye kayıtları daha kısa bir şekilde düzenlenebilir. Bizde sitemiz içersindeki derslerde yevmiye defterini aşağıdaki şekilde düzenleyeceğiz.

Mad. No

AÇIKLAMA

BORÇ

ALACAK

1

………………………………Tarih………………………………..

Borçlu Hesaplar

Alacaklı Hesaplar

…………………………..Açıklama………………………….

 

Borç tutarı

 

 

Alacak tutarı

 

Yevmiye maddesi düzenlenirken, yevmiye maddesi üç biçimde olabilir.

Basit (yalın) madde

Basit (Yalın) Madde; tek hesabın borçlu ve tek hesabın alacaklı olduğu yevmiye maddesi türüdür.

Mad. No

AÇIKLAMA

BORÇ

ALACAK

1

………………………………Tarih………………………………..

Borçlu Hesap

Alacaklı Hesap

…………………………..Açıklama………………………….

 

 

 

 

 

Bileşik madde

Bileşik Madde; birden fazla borçlu hesaba karşılık tek hesabın alacaklı olduğu ya da tek hesabın borçlanmasına karşılık birden çok hesabın alacaklandığı yevmiye maddesi türüdür.

Mad. No

AÇIKLAMA

BORÇ

ALACAK

1

………………………………Tarih………………………………..

1.Borçlu Hesap
2.Borçlu Hesap

Alacaklı Hesap

…………………………..Açıklama………………………….

 

 

 

 

Karma madde

Karma Madde; Birden çok borçlu hesaba karşılık, birden çok hesabın alacaklı olduğu yevmiye maddesi türüdür. 

Mad. No

AÇIKLAMA

BORÇ

ALACAK

1

………………………………Tarih………………………………..

1.Borçlu Hesap
2.Borçlu Hesap

1.Alacaklı Hesap
2.Alacaklı Hesap

…………………………..Açıklama………………………….

 

 

 

 

 

Yevmiye Maddesi Yazılırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

-       Yevmiye defteri yazılırken hesap numaralarını öğrenmek için hesap planından faydalanılır.

-       Yevmiye maddesinde hesap isimleri büyük harf ile yazılır.

-       Hesap isimlerinin aralarında boşluk bırakılmaz. Boşluk var ise çizilerek iptal edilir.

-       Yevmiye maddesinin borç ve alacak tutarlarının aynı olması gerekir.

-       Yevmiye defterinde madde numarasının önünde büyük defter sayfa numaralarını gösteren iki sütun bulunmaktadır. Bu kısımlara hesapların büyük defterde hangi sayfalarda yer aldığı yazılır.

-       Yevmiye defterinin her sayfasının bitiminde sayfa toplamı alınarak en alta yazılır. Toplam sonraki sayfanın üstüne de geçirilir.

 

Yevmiye Maddesinde Aşağıdaki Hususların Bulunması Gerekir

-       Yevmiye madde sıra numarası,

-       Tarih

-       Borçlu hesap,

-       Alacaklı hesap,

-       Tutar,

-       Her kaydın dayandığı belgelerin çeşidi, varsa tarih ve numaraları.

-       Yevmiye defteri ciltli ve sayfaları birbirini takip eden sıra numaralı olmalıdır. Vergi kanunlarına göre hareketli yapraklı defter kullanılabilir.

-       Yevmiye defterine geçirilecek kayıtlar haklı sebep olmaksızın, on günden fazla geciktirilemez.

-       Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere gösterilip son kaydın altına noterce “Görülmüştür” sözü yazılarak mühür ve imza ile tasdik ettirilmesi şarttır.

 

Açılış Kaydı

Yevmiye defterine ilk olarak yani birinci madde olarak açılış bilançosundaki hesapların yazıldığı kayıt yapılır. Bilançonun aktifinde yer alan değerler yevmiye defterinin borcuna, pasifte yer alan değerler ise alacağına kaydedilir. Açılış kaydı yevmiye defterinin 1 numaralı maddesidir. Yevmiye defterine yapılan kayıtlar ne olursa olsun borç ve alacak toplamlarının mutlaka birbirine eşit olması gereklidir.

Örnek: HG işletmesi 01.01.2009 tarihinde ki açılış bilançosunu aşağıdaki gibidir. Buna göre açılış kaydını düzenleyeniz.

AKTİF

HG İŞLETMESİ 01.01.2009 TARİHLİ AÇILIŞ BİLANÇOSU

PASİF

I. DÖNEN VARLIKLAR……………………………………….25.000
100 Kasa Hesabı…………………….4.000
102 Bankalar Hesabı……………..7.000
121 Alacak Senetleri Hesabı…6.000
153 Ticari Mallar Hesabı……..8.000II. DURAN VARLIKLAR………………………………………..5.000
255 Demirbaşlar Hesabı……..5.000
III. KISA VADELİ YABANCI KAYNAK………..9.000
321 Borç Senetleri Hesabı…….9.000IV. UZUN VADELİ YABANCI KAYNAK………18.000
400 Banka Kredileri Hesabı…..13.000
421 Borç Senetleri Hesabı……..5.000V. ÖZ KAYNAKLAR…………………………………………3.000
500 Sermaye Hesabı……………….3.000
AKTİF TOPLAM

30.000

PASİF TOPLAM

30.000


Cevap: İşletmenin açılış bilançosunundan faydalanarak açılış kaydını düzenleyelim.

Mad. No

AÇIKLAMA

BORÇ

ALACAK

1

………………………………01.01.2009………………………………..

100 Kasa Hesabı
102 Bankalar Hesabı
121 Alacak Senetleri Hesabı
153 Ticari Mallar Hesabı
255 Demirbaşlar Hesabı

321 Borç Senetleri Hesabı
400 Banka Kredileri Hesabı
421 Borç Senetleri Hesabı
500 Sermaye Hesabı

………………….Açılış Kaydının Düzenlenmesi……………

 

4.000
7.000
6.000
8.000
5.000

 

 

 

 

9.000
13.000
5.000
3.000

 


Örnek: HG işletmesi 01.01.2009 tarihinde aşağıdaki varlık ve kaynak hesapları ile kuruluyor. İşletmenin açılış bilançosunu düzenleyerek sermayeyi bulunuz ve işletmenin açılış kaydını yapınız.

100 Kasa Hesabı………………………………………24.000 TL
102 Bankalar Hesabı……………………………….17.000 TL
121 Alacak Senetleri……………………………….36.000 TL
153 Ticari Mallar Hesabı………………………..48.000 TL
252 Binalar Hesabı…………………………………90.000 TL
255 Demirbaşlar Hesabı…………………………35.000 TL
320 Satıcılar Hesabı………………………………70.000 TL
321 Borç Senetleri Hesabı……………………..49.000 TL
400 Banka Kredileri Hesabı……………………33.000 TL
421 Borç Senetleri Hesabı……………………..25.000 TL


Cevap: İşletmenin açılış bilançosunu düzenleyerek sermayeyi bulalım

Açılış Bilançosu:

AKTİF

HG İŞLETMESİ 01.01.2009 TARİHLİ AÇILIŞ BİLANÇOSU

PASİF

I. DÖNEN VARLIKLAR……………………………………..125.000
100 Kasa Hesabı……………………24.000
102 Bankalar Hesabı……………..17.000
121 Alacak Senetleri Hesabı…36.000
153 Ticari Mallar Hesabı……..48.000II. DURAN VARLIKLAR…………………………………….125.000
252 Binalar Hesabı………………90.000
255 Demirbaşlar Hesabı………35.000
III. KISA VADELİ YABANCI KAYNAK……..119.000
320 Satıcılar Hesabı……………70.000
321 Borç Senetleri Hesabı…..49.000IV. UZUN VADELİ YABANCI KAYNAK……..58.000
400 Banka Kredileri Hesabı…..33.000
421 Borç Senetleri Hesabı…….25.000V. ÖZ KAYNAKLAR……………………………………….73.000
500 Sermaye Hesabı……..73.000
AKTİF TOPLAM

250.000

PASİF TOPLAM

250.000

Açılış Kaydı:

Mad. No

AÇIKLAMA

BORÇ

ALACAK

1

………………………………01.01.2009………………………………..

100 Kasa Hesabı
102 Bankalar Hesabı
121 Alacak Senetleri Hesabı
153 Ticari Mallar Hesabı
252 Binalar Hesabı
255 Demirbaşlar Hesabı

320 Satıcılar Hesabı
321 Borç Senetleri Hesabı
400 Banka Kredileri Hesabı
421 Borç Senetleri Hesabı
500 Sermaye Hesabı

………………….Açılış Kaydının Düzenlenmesi……………

 

24.000
17.000
36.000
48.000
90.000
35.000

 

 

 

 

70.000
49.000
33.000
25.000
73.000

 

Temmuz 20th 2009 Muhasebe